10 Şubat 2010 Çarşamba

Cicinho Sao Paulo'da


Roma gözden çıkarttığı Cicinhoyu eski takımı Sao Paulo'ya kiralamış. Mottanın formda olması ve yedekte Cassettinin olması bi türlü form yakalamayan brezilyalıyı kendi topraklarına geri döndürdü. Sezon sonuna kadar takılsın bakalım belki ilk parladığı zamanlardaki gibi koşup durur sağ bekte..

İngiltere 2010 Away Forma

Resimde gördüğünüz forma, belki şimdiye kadar gördüğüm en güzel forma olmasada, birinciliğe aday bi forma. Umbro bu yıl harika bir iş çıkardı İngiltere için. Futbolcuya özel, vücut ölçülerine göre hazırlanan ilk formadan sonra çıkan bu sanat eseri 2. forma. Bu yıl markalar Güney Afrika için harika dizayn formalarla çıktılar karşımıza. Keza Nike'den daha ses seda yok. Ama Umbro sadece İngiltere'ye yaptığı 2 formayla bu yılın en iyidir bence. 1966 yılında kazandıkları Dünya Kupası formasına itafen yapılmış forma ve ancak bu kadar benzetilebilir. Retro tipte süper olmuş. Hele o beyaz manşetler. Tamam olan formayı daha tamam yapmış vaziyette. Birinin kırmızıya alerjisi varmışta ona burdan laf sokamıcam artık :D İşin ilginç tarafı formanın tanıtımı. Terry'nin uçkur hadisesinden dolayıdır benim görüşüm, Federasyon ve Umbro'nun formayı Kasabian'ın Paris konserinde tanıttılar. Değişik bi stil artık. Yeni şeylerin önünü açar bu tanıtım.

SI Swimsuit 2010

Sports Illustrated dergisi geleneksel hale getirdiği mayolu çekimlerini bu sefer alıştığımızın biraz dışında yapma gereksinimi buldu. Schweinsteiger, Crouch, Dempsey ve Vieri'nin eşlerimi yoksa manitalarımı artık her neyse onları soymuşlar, boyamışlar. Hatunlarda hatun hani.
Sarah Brandner, Abbey Clancy, Bethany Dempsey ve Melissa Satta boyalı nü vucutlarıyla şu yazının altıda. Haydi TIK

08 Şubat 2010 Pazartesi

Gren

Geçmişten, hüzünlerden ayrılsan, yeniden doğsan...
@ Sen, Gren

İki Delikanlı

Steven Gerrard - Tim Cahill
# 8 Liverpool FC - # 17 Everton FC
Liverpool FC - Everton FC
213. Merseyside Derby
06 / 02 / 2010
@ Anfield Road, Liverpool

Turkcell Süper Lig 20. Hafta Matinesi

Beşiktaş : 4 - Gençlerbirliği : 1
33' Sivok
78' Bobo
80' Holosko
88' Tabata
--------
52' Hurşut

Eskişehirspor : 2 - İstanbul B.Ş.B. : 1
45' Okwuwanne
89' Ümit Karan
--------
68' Tum

Kayserispor : 0 - Galatasaray : 0

Kasımpaşa : 2 - Antalyaspor : 2
27' Sancak
52' Şahin
--------
87' Veysel
89' Necati (pen.)

Ankaragücü : 0 - Bursaspor : 0

Sivasspor : 2 - Denizlispor : 0
46' Erman
90' Musa

Trabzonspor : 3 - Manisaspor : 0
22' Umut
41' Ceyhun
76' Umut

Fenerbahçe : 1 - Diyarbakırspor : 1
90+2' Santos
--------
83' Ayman

Her Yıl Aynı Sonuç


Ankaragücü 0 - 0 Bursaspor

Lincoln Palmeiras'ta

Meia Lincoln acerta contrato de dois anos com o Palmeiras.

Resim ve başlık Palmeiras resmi web sitesinden. Ahanda burdan bakılabilir, Portekizceniz varsa eğer anlarsınız bende yok ama doğaçlama sayesinde çözülmeyecek gibide değil. Büyük umutlarla gelen ama ne olduysa bir türlü istenileni veremeyen, etrafımdaki herkez ona sallarken ona tek güvenen bendim, beni bile en son hayal kırıklığına uğratan adamdı. Schalke'deyken hayranlıkla izlediğim bir futbolcuydu. Almanya'daki futbolculuğuna tabii ki laf söylenmez ama İstanbul topraklarının ona yaramadığı kesindi. Bugün Palmeiras sitesinde yayınlanan haber sonrası anlıyoruz ki Lincoln, Palmeiras ile 2 yıllık sözleşme imzaladı. Onunda her futbolcu gibi 2010 Dünya Kupası kadrosunda bulunma hayali var, neden olmasınki belki ait olduğu yer Brezilya'dır. Dunga'da tanımadığımız ama hakeden isimlere forma veren bi teknik direktör. Karakterin sıfırdı Lincoln, ama oynadığın zaman yerini kimse dolduramaz bence. Komple kurtulduk artık senden, yolun açık olsun. Oynada bari gir kadroya, oralarda yatma.

Fenerbahçe - Diyarbakırspor

Salıverin küçük enişteyi.

O stadda kırmızı giyilmezdi hani, yada giyildi diyelim resimdeki gibi, ama hangi topçunun eşi yada akrabasıdır bilmiyom ama Brezilyalı olduğu kesin. Söyledinizmi acaba şu marşı onlara;
Hardalın yanına, ketçabı koyanın
Shell'den benzin alanın,
McDonald's'da yiyenin,
Karpuzun yanına, kavunu koyanın,
Ulusoy'a binenin,
Suada'ya gidenin,
Kırmızı giyenin,
Kırmızı giyenin,
Kırmızı giyenin,
...........
(lütfen noktalı yerleri doldurunuz)

Deplasmansız Bir Eleme

Her kura çekiminim en klişe lafı " lokum gibi kura ". Hassiktirin lan medya, senelerdir gözünü boyadınız milletin. Biz yetişemedik belki, İngilizlerden 8 yediğimiz zamanlar acaba nasıl pembe tablolar çizmiştiniz bilemem. Ama bugün çekilen bu kurayı görünce konuşun istediğinizi yazın çizin, elemeler başlamadan bizi Turnuvaya götürün derim yani. En iyi kurayı çektik belkide şimdiye kadar katılınılan turnuvalar içinde. Önceden konuşmam genelde ama bu grupta kesin ikinci sıradayız. Liderlik süpriz olur, ama hiç bellide olmaz yani. Öyle iyi kura çektik diyorum, çünkü rakibimiz ülkeler vatandaş nüfuslarımızın en çok yaşadığı yerler. Almanya, Avusturya, Belçika, Azerbeycan, Kazakistan. Belkide bütün maçlarda ev sahibi oluruz kimbilir. Takım Analizlerini şimdiden yapmak saçma olur ama genel olarak bakılırsa Almanya'yı gayet iyi biliyoruz, Güney Afrika 2010'un gizli favorilerinden. Ama buradaki maçta bu yenilmeyeceği anlamınada gelmiyor. Almanya ile içerde oynadığımız maçı kazanırmıyız, kaybedermiyiz bilmiyorum. Şöyle gözümün önüne içerde oynadığımız en önemli maçları getirince, yoğun stres ve genelde gelen mağlubiyetler canlanıyor. Aslında bunları yapılan bir iyi hoca seçimi çok güzel üstesinden gelir. Ayrıca EURO 2008'de canımızı yakmalarıda belki fitili ateşler. Ama Almanlar büyük bir önlem almazsa Almanya'daki maçta seyirci olarakonlardanfazla oluruz.
Belçika karşısında genelde şansımız tutmuyor aslında. Şükrü Saraçoğlu stadında berabere kaldığımız maç ve deplasmandaki amaçsız maçımızda olan mağlubiyet. Avusturya'ya gelecek olursak her türlü yeneceğimiz bi ülke, ne bileyim içimde 6 puan garanti gibi duruyor. Azerbaycan ve Kazakistan'ı ise eleştirmeye gerek yok. Kardeş ülkelerimiz, onlarda kardeşlik gereği 12 puanı bize verseler iyi olacak, ama her turnuvadaki gibi yumurta kapı olayını yaşamazsak eğer salak bir şekilde ilk 2 garanti gibi duruyor burdan. Ama çek bir Letonya hazin öyküsü hala hafızalarda. Kaçırdığımız her turnuva grubunda dikkatlice bakarsak eğer rakiplerin bizi ezdiği falan yok hep kendi hatalarımıza kaybediyoruz, farkındamısınız ?

Fenerbahçe 1 Diyarbakır 1


Galatasarayın Kayseride bıraktığı 2 puanın ardından alınacak bi galibiyetten önemli daha ne olabilir ki ! Ama yıllardır süre gelen gelenek oldu artık ezeli rakibin puan kaybettiği hafta diğeride puan kaybına uğruyor. Kadıköyde Diyarbakır karşısında baskılı ama sonuca etki etmeyen bir futbol. Maçı izlemedim ama özetten görülen buydu. 9 kişi defansa yatıp Tazemeta ve Bebbe ile kontralarla pozisyona giren Diyarbakır, bir türlü düzeltilemeyen zemin ve Hakemin verdiği ilginc kararlar. Ve giden 2 puan. Sol açıkta Bursa maçında Uğurun sezonu kapatması ve bugun Özerin sakatlanması şanssızlıklar bi türlü peşimizi bırakmıyor. Luganodada yırtık varmış 2 hafta yok. Guiza sarı, Mehmette kırmızı kart cezalısı oldu. Hafta içi Bursada tur atlamak moralleri birazda olsun yerine getirsin bari...


KFY'den güzel bir resim !!

05 Şubat 2010 Cuma

Rock'n Coke Hayali İptal

Dream Tv'nin internet sitesinde gördüğüm haber sinir etti beni, haliyle Melih beyimizide küfür sarfiyatına başlattı. Olayı tasdiklmek amacıyla hafifmüzik.org'a da girince etmediğim küfür kalmadı benimde. Neymiş efendim 2 yılda bir olacakmış artık festival. Amaç ne, kafalarında olan proje ne anlamış değilim. Bu sene en büyük rakibi olan Sonisphere Festival'e sahneyi resmen bıraktıklarını anlaşıldı. Yada Sonisphere'nin getireceği büyük ihtimal kesinleşen - her ne kadar resmi olarak açıklanmasada - Metallica, Megadeth, Slayer, Iggy Pop ağır toplarına karşılık verememesi gibi geldi bana. Unutmadan Rammstein'de bu isimler arasında olabilir, ki işallah olurda gidelim. Kısadan hisse bu isimlere karşılık verememe korkusu ve 2 senede bir bomba bi dönüş planları benim aklıma gelen en büyük nedenler. Keşke olsaydı bu senede, ne güzel geçen yıl damağımızda kalan tadın bu yıl zevkini çıkartsaydık ana sahne önünde. Kendilerini 2 yıllık naza çekerek Türkiye'nin Glastonbury'si sanan yetkililerin basın açıklamasıda aynen şöyle; yazık diyorum, malesef diyorum. Tüh aq.

Coca-Cola tarafından Pozitif organizasyonu ile düzenlenen Rock’n Coke Festivali, yedi yıl önce İstanbul’u dünya festivaller atlasına yerleştirme ve uluslararası standartlarda bir festival yaratma hedefiyle yola çıktı. Bugün artık Rock’n Coke Festivali’nin bu hedeflerine ulaştığını ve müzik alanında bir marka olduğunu görmek bizi mutlu ediyor. Bundan sonra Rock’n Coke Festivali’ni ve müziğe olan desteğimizi farklılaştıracak işlere imza atma zamanı geldi. Coca-Cola Türkiye olarak başarı çizgisini daima yukarı taşıma, farklılaşma, her alanda yenilikçi ve öncü olma vizyonumuz çerçevesinde Rock’n Coke Festivali için olumlu olacak bir karar verdik.

Bu yıldan itibaren Rock’n Coke, iki yılda bir gerçekleştirilecek. Dolayısıyla önümüzdeki ilk festival dünya takvimlerindeki yerini 2011 yılında alacak.

2011 yılında gerçekleştireceğimiz Rock’n Coke, geçmiş senelere göre pek çok değişiklikle müzikseverlerin karşısında olacak. Festival ruhunu koruyarak, müzikseverlerin coşkusunu en üst seviyeye taşıma ve yenilikçi birçok uygulamayı hayata geçirme hedefiyle içinde bulunduğumuz yılı bu yeni festivalin hazırlıkları ile geçireceğiz ve ekipçe enerjimizi buna yoğunlaştıracağız.

Rock’n Coke 2011’de görüşmek dileğiyle...

Coca-Cola Türkiye

03 Şubat 2010 Çarşamba

Kubilay

Boşboş dolaşırken denk geldi. Devran'ın blogunda Kubilay ile ilgili bi yazı yazmış bugün orada gözüme çarptı resim. Yıllardır değişmemiş bişey var çünkü. Tam tarihini bilmesede, 100 yıl olmasa bile 90 yıllıktır o kapı ve giriş. Şuan bile hala o demir kapı, o demir kapıyı çevreleyen tuğlalar sütunlar dimdik ayakta, hiç bir ekleme olmadan hemde. Kapılar ve tuğla sütunlar boyanmış olsada, demir kapılar yerlerinden 5, 6 cm oynamış olsada hiç değişmemiş haldeler, resimden çok iyi anlaşılıyor.
Resmi görünce bilmem garip bi hayal oldu içimde. Akşam olsada yatsam istedim, sabah annem gelip başıma kaldırsın istedim. Her sabahına homurdansamda yarın için önlüğümü giyip okula gitmek istedim. O kapıdan geçip içeri girme hayali aldı içimi, sadece bir resim hayal ettirdi bu hayali. Keşke olsa böle bişey, kalsam o zamanda mavi önlükle, çoğu şeyin anlamını bilmiyor halde, Senegal - Fransa maçını izlemek için okuldan kaçacak şekilde ve belkide en güzeli o lise denen hayatımın en güzel zamanlarını şuan geçirmek istememe isteğimle. En güzeli liseydi elbet ama olmasaydı keşke o son sene, olmasaydı o sınıfın ayrılığı ve keşke olmasaydı bu boşuna büyük aşk. Keşke işte hayat. Neresinden dalarsan dal bir hayale, eninde sonunda bir sokak ona çıkıyorya ne diyeyim.
Blog Widget by LinkWithin