kurşun asker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kurşun asker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2012 Pazar

Kurşun Asker #7. Baskı

Kaç kaldı, ne oldu, ne bitti. 8 kaldı sekiz. Geliyorum sessiz sedasız şaka gibi. 8 Mayıs'a ne kaldı ki ?

11 Mart 2012 Pazar

Kurşun Asker #6. Baskı

57 kaldı, yavaştan da olsa nizamiyenin o kapısına geri dönüşü olmayacak şekilde çıkmaya geliyorum. Geliyorum, harbi bu sefer sikicem.

21 Ağustos 2011 Pazar

Kurşun Asker #5. Baskı

Sevemedim ben bu şehri, sevemiyecem, sevmicemde. Anlamadığım bi duygu kaplıyor içimi şu çarşıya çıkınca, içeri girincede aynı şeyler hep. Sanki ne bileyim hep oraya aitmişim gibi, o garajın ordan köşeyi dönüyorumya o işte tarifsiz an. Sen neredesin be Memo.
Farklı insanlar, insanlar farklı, herkezin farklı bir hikayesi var tabi haliyle. 91 doğumlusundan tutun, 35 40 yaşında olanlara kadar, yeni evlenip gelenler, 1 hafta önce baba olanlar, izne gidip kız kaçıranlar boşananlar, evliler, nişanlılar, sözlüler, boşboş takılanlar, benim gibi herkezle taşşak geçenler ve dışarıda bırakıp geldiğim aslında değersiz insanlar. Kaçmak için geldiğim askerlik dün itibarıyla bşladı desem yeri var bana. Ne bileyim susmayı tercih ediyorum bu sefer konuşmak birşeyler söylemek, laf sokmak yerine. Anlamayana davulu soksan az derler ya aynen öyle. Bari burda rahat bırakın. Anlamadınızmı gücüm olsa hala kalırdım oralarda, gelmezdim bilmediğim yerlere. Kendime diyordum hep, geri döndüğümde hiç bir şey bıraktığım gibi kalmaycak diye. Şimdiden taşlar oynamaya fazlasıyla başladı. Senelerdir yerinden oynamaya çalışıpta hiç oynamayan o taşlar bile. Oynasınlar canları sağolsun. Bitiripte gelince ben birşey kazanıpta gelmeyeceğim. Evden çıkarken o durdurduğum kol saatini koluma takıp tekrar çalıştırıcam. O arada duran zaman aslında hiç geçmemiş olacak saatin kaldığı yerden çalışması gerekiyor. Yaptığım hiç bir şeyden pişman olmadığımı bir daha olsa bir daha bir daha yapacağımı kimbilir kaç sefer karaladım buraya.
İzmirli birisi tezkere alıp gidince İzmirlere, içim gerçekten acıyor. Taa seneye mayıs be kardeşim. Sadece dile kolay, dökülen sözcüğe bile kolay değil hani.
Aptal aptal işler hala yapılmaya devam ediyor içerde. Ah o depo yokmu ah, gençliğimin gerçekten katili her anlamda.
Bu içerisi öyle bir yerki, ne kadar uzakta olursan ol dışarışını daha iyi görüp anlıyorsun, kimin ne mal olduğu feci derecede çok belli, iyi anlamdada kötü anlamdada. O depo nöbeti yokmu o ağaç yokmu, o yağmurda altına kaçsamda sırılsıklam olduğum, beni azda olsa koruyan ağaç herşeyi dinledi bir tek ona anlattım. Giderkende bi o bilecek herşeyi vede o şahit olan duvar. Çıkarken o duvar orada duruyor olacak hala ve orada o duvarın üstünde bırakıp gideceğim herşeyi. Daha fazla söz sarfetmek boşa. Neyin ne olduğunu ben artık okadar gayet iyi biliyorumki, özellikle birlikte nice senelere artık.
250'leri patlatsak iyi olacak gibide, biz patlıyoruz burada.
Askerdeyken asker adama yapılmaması gerekilen şeyler bilen çok iyi anlar, yapmayın, sormayın, daha ne diyeyimki yani.
Bilmiyorumda; bu hayatı orta yerinden sikelim be baba.

8 Temmuz 2011 Cuma

Kurşun Asker #4. Baskı

Sonisphere gelmiş geçmiş. Slipknot, Iron Maiden sessiz sedasız vermişler konserlerini ortalığın amına koymuşlar biz hala kamuflajlıyız. Haftaya Rock'n Coke 2011 başlar ben hala burda yeni yeni iş mesleklerini öğrenmeye başlarım. Su tesisatçılığı, bahçecilik, kaynak, demir doğrama, mobilyacılık, hayvan yuvacılığı, amelelik. Diğer tarafta Travis, Moby, Limp Bizkit, Motorhead, Athena, Duman şanslı ve hür insanlara coşku verir. Eskişehire gitmekti bu hafta tüm planlar. Bin yılda bir gerçekleşecek kurguda zarifçe planlamıştım her şeyi sadece bana ait olmayan bir kaç sigara izmariti mahvetti herşeyi. İnanıyorumki bu sefer her şeyde bir hayır var. Biliyorum çünkü bir şeyin içinde birisi kesin varsa illa ki bi olumsuzluk çıkacaktı çıktı. İletilmeyen mesajlar, çekmeyen telefonlar vs. vs. vs. Çarşılar kilit olunca özgürlüğe özlem kısıtlanıyor aslında. Dışarının havasını solumak ayrı bir zevk ama siktimin memleketinde deniz olmayınca o solunan havanın tadı bile değişik yani. Şu Ulus, Kızılay'da dolaşırken sokakları geçtikçe ilerledikçe hep deniz çıkacak karşıma sanıyorum, alışkanlık işte sanıyoruz sadece. Burda dut mevsimi biraz geç geldi. Karargah binasının etrafında ağaçlara dadanan keçi görünümlü askerler talan etmekteler ağaçları. O dutları görünce, yiyince aklıma hep aynı şeyler geliyor kaç senedir. Kapının önünde okul çıkışı yenen o dutlar. Çok uzun zaman olmuş, baya çok. Ankara'nın aşırı, cidden yorucu bir sıcağı var. Sağa sola koşturunca mecbur ter banyosu içinde dolaşıyor insan (asker) ister istemez. Hele o botlar yokmu zaten aman aman, ayak düşmanı. Bir erkeğin asker olduğunu zaten ya suratındaki güneş yanığından, ya saçından, yada ayakkabılarını çıkartıp ayaklarından anlayabilirsiniz denendi uygulandı yani. Şimdilik geriye dönük baktığımda ne askere geldiğim içim nede dışarıda yaptığım her bok için gram pişman değilim, yine olsa yine yaparım şeklindeyim hani. Askere belkide iyiki bu zamanda gelmişim diyorum, çünkü kabuk değiştiren bir bölükteyim içinde fazlaca orospu olmasına rağmen. Dışarıda yaptıklarıma iyiki yapmışım diyorum elde var sıfır olsada tat aldığım için. Şu askerlik bitince kaldığım yerden devamda etsem, belkide hayata sıfırdanda başlasam ben aynı benim hala bu askerlik beni gram değiştiremez. Geldiği günden itibaren değişen insanlar abuk sabuklaşan hareketli kişiler çok var. Acemilikte o bir ay içinde tanıdığım kişiler gibi adam gibi adamlar karşıma çıksın istemiştim hep ki çıktılar. Onların yerlerini belki tutsalarda tutmasalarda onların tadı çok farklıydı açıkcası.
Bir cadde aşağıdan bir cadde yukarıya değişen bir hayat aslında oldu benimkisi burda. Aynı bırakıp geldiğim yer gibi. Arada geniş bir yol, üstünden geçen bir üst geçit, olduğun yer büyük, karşı taraf ise küçük. Mevkiler aynı yani, sadece yer ve karakterler çok farklı. Daha şu sıcaklar bitecek, ağaçlar gerçekten sararacak, dökecek yepraklarını her tarafa, Kasım tekrar gelecek geçecek, yağmur kara dönecek, uzun uzadıya yağacak o kar, sonra eriyecek o kar ayğmurlar alacak yerini, güneş ara ara gösterecek kendini, etraf yeşerecek, tam ısınıyor derken bitecek askerlik. İşte anlaşılan daha çok buradayız, halimizden memnunuz ama belki bizde değişebiliriz. İçime doğuyorda ben buradayken dışarıda garip çok olay gelişecek bundan eminim. Birincisi oldu bile yani. Ve o üç noktalar...
Devam edecek...

21 Nisan 2011 Perşembe

Kurşun Asker #3. Baskı

Askerde internet gibi bir nimeti bulduk sonunda, tıkalı tüm damarlarım öyle açıldı ki anlatamam. Koskoca 28. Mekanize'nin o cehennem bölüklerine düşmeyi beklerken birden kendimi Tugay Karargah denilen olduğum yerin merkezinde, hatta 1 buçuk hafta sonrada deposunda görevli olarak buldum. çok şanslı başladım dersem yeri var. Sıramı bekliyorum sadece. Kolordu denilen cennetin bize internet fışkırtması nimet anasını satayım. Normal hayata geçelim artık. İlk çarşımızıda yaptık MEBS tayfasıylada buluşuncada vur piize vur piize oldu. Özlemişim godoşları. Dün akşamda Real Barça'ya geçte olsa döşedi. 19 yıl sonra sevindi Madrid'in beyaz tarafı. Real bile bunca yıl bekliyorsa Fenerbahçe'nin beklemesi de bence çok normal. Kızılay bu arada nası bi yer anlamadım. Tüm sokaklar birbirine çıkıyor. Hayatımda bu kadar kızların abazalıktan kırıldığı ve kaşarın bir arada olduğu tek yer Kızılay'dır diyorum ve noktayı koyuyorum, hatta Kızılay'lılara da koyayım.

29 Mart 2011 Salı

Kurşun Asker #2. Baskı

Erken dağıtıma maruz kalıp usta birliğine yollanmış durumdayım. Anlayamadım açıkcası. 1 ay bi çırpıda geçti desem yalan atmış olmam. Şu kısa zamanda tanıyabileceğim en kral insanları tanıdım, gideceğim yerde işallah Allah aratmasın onları, en çok istediğim şey. Usta birliği demişken, acemiliği Mamak MEBS okulunda yaptıktan sonra usta birliğimde ne hikmetse, ne kısmetse, ne bahtsızlıksa artık bir cadde ileriye çıktı. Yeni adreste 28. Mekanize Tugayı Barış Gücü Mamak. Bu bahtsızlığımı bir türlü "anlayaMamak". Gideceğim yer hakkında olumlu bir tane laf duymadım, devreciliğin kralının olduğu, yardırmanın en üst seviyede olduğu yer. Ankara sonuçta, yıldızlar geçidi var. Artık perşembe akşamı baya bir uzun yolculuk bekler beni, tatil olmayan tek okul MEBS okulundan, Keçikıran dünyasına. Bu sefer çok şeyi, herşeyi, vede bir şeyi okadar özleyeceğimki çok iyi biliyorum. Erdi, Hakan, Cüneyt, Ali Osman, Cihan, Ali, Kaan, Erkan, Oğuzhan, Memet ve Olcay abim. Gün gelecek unutcaz belki birbirimizi ama, iyiki tanımışım sizi, o ağlayarak ayrıldığım an hergün aklımda. Vede unutmadan Denizi olmayan memleketmi olur be amına koyayım.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Kurşun Asker

Zamanımız geldi bizimde. Hani derler ya " babam gitti bende gidiyorum " diye, askerlik vakti geldi çattı artık. Yaş oldu 22, bir ay sonra 23, bir sene sonra 24. En yakın arkadaşım Temmuzda evleniyor mesela, daha biz şu nası borçlandığımızı bilmediğim borcumu ödeyeceğim çatır çatır :) Şöyle bakıyorumda en cahil blog yazarlarından biriyim. Herkez kısa dönemciyken ben uzun dönemim. Bakmayın bu zamana kadar durduğuma, anne baba kıramama mevzusu hepsi. Oku oğlum, 2 yıllığı bitirdin, açıktanda 4'e tamamla falan derken 2 yılımızı hazırlıkta heba ettik. Bir bakımada bakınca heba etmedim diyorum. İstediğim herşeyi yaptım, ne hayal ettiysem, kafamda ne kurduysam hemen hemen hepsi belkide hepsini gerçekleştirdim. Sadece bir tanesi hariç, sadece. 460 gün beni bekliyor uzun uzadıya, şu gelmediğimiz Mayıs ayına geleceğiz, geçeceğiz bir sonraki sene mayıs ayında geri geleceğim. Bayağı tozlancak bu sayfalar artık, yemin töreni sonrası, çarşılarda denk gelirsem elbet uğrarım buralara, pekte giren çıkan yok ya hiç önemli değil artık. Hakkınızı helal ediverin, nasıl gidiyorsam öylede elbet döneceğim. Söz!
Muhabere Elektronik Bilgi Eğitim Sistemler Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı, Ankara - Mamak

Tarihten Bir Sayfa

Blog Widget by LinkWithin