derbi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
derbi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ekim 2012 Pazartesi

Kopenhag Derbisi



FC Kopenhagen 1 - 0 Brondby IF
12' Stadsgaard
21/10/2012
Parken Stadium @Copenhagen

27 Ekim 2012 Cumartesi

Derby della Smyrna


Geçen yıl askerde ne ceremelerle iki maçıda izlemiştik. Ataçtan anten yapmalar, telefondaki tvden komutandan kaçarak izlemeler falan. Bu sene içindeyiz olayın. Karşılıklı klavye atarlanmalarından sonra yarın iş yeşilliklerin üzerinde olacak. Berabere bitmesin kardeşim, birisinin kazandığı maç olsun ama Karşıyaka kazansın. Sahadakilerden ziyade asıl maç yarın Çarşı ile Yalı arasında olcak zaten. İzleyip gayet iyi görebilirsiniz. Yeşilli kırmızılı derby della Smyrna artık başlasın.

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Wien Derbisi

SK Rapid Wien - FK Austria Wien
05/08/2012
Gerhard Hanappi Stadion @ Hütteldorf

30 Nisan 2011 Cumartesi

Fi-Yapı Deplase

Çok muhteşem oynasada takım, armanın peşinde olanlar yine kendilerine ait olan yerde arkalarına denizi alarak boğaz patlatırcasına bağırmaya devam edecekler. Bi sikim olmasada bu sene bizden boşverelim inleyen nağmeler inlesin dursun.

17 Şubat 2011 Perşembe

Derby Sieg!!!

Yılların yetim derbisi, bu yıl gecikmelide olsa can buldu. Aslında bulmuş desem yeri var. Maçın ertelendiğini biliyordumda, bugün olduğu aklımda yoktu. İnternetin nimetleri işte. Hamburg'un burun kıvırdığı marjinalleri, marjinal Alman Asamoah'ın golüyle 1977'den sonraki ilk derbilerini kazandı. Aslında araştırmaya kalksak o tarihten 2011'e kadar olan aralıkta kaç maç yaptılar kim bilir ? Asamoah, bir başka deyişle kaptan Asamoah, golden sonra kaptanlık pazubandındaki St. Pauli'nin diğer logosunu öpüp taraftarlarına koşturmuş. Bugünlerde forma öpme koklama konuları oldukça fazla dolaşıyor zaten ortalıkta. Zaten kendisi hali hazırda en değişik Alman vatandaşı, eee oynadığı takımda pek düzgün olmayınca tencere kapak. Maça tarihi skordan ziyade damgasını vuran kişi St. Pauli kalecisi Benedikt Pliquett. Neuer gibi doğuştan fanatik bir kaleci olsa gerekki Hamburg'tan baya bir nefret ediyormuş anladık. Maçtan sonra tek maç t-shirt'ü giyen o, artı Hamburg logolu köşe gönderini tekmeleyen o. Derbidir, sevincin zaferin en kralıdır, sevinin çocuklar, övünün çocuklar.

30 Kasım 2010 Salı

Serhiyo


Bir tekme, bir tokat, bir iktirme, bir kırmızı kart. Alayını sik Ramos, alayını sik.

27 Kasım 2010 Cumartesi

Kareo !!!

Kulüp tarafından yapılan kareografi. Kulüp yapıyorsa hiç yapma daha iyi. Ama yapın yapın, şakşakçılar desin bolbol konuşsun ;
- vay be tüm stad kareografi yapıyo, varmı dünyada böyle bi kulüp, adı üstünde mes que un club.

24 Kasım 2010 Çarşamba

Jose Başgan

29 Kasım Pazartesi akşamı tarihinin 2. defasında Barça - Real Camp Nou'da karşı karşıya. Geçen yıl Inter'in top oynatmadan elediği Barcelona maçının bitimiyle sahada yaptığı Souness vari sevinciyle ( bayrak eksik ) hala hatırlarımızda hani. Eee yani iyide kanırtmıştı Inter o maç. İşte o maçtan sonra, hatta her Barcelona karşısında oynadığı maçlar sonunda maçların hep önüne geçen Jose Başgan bu sefer yumuşak bi etki yapmayı tercih etmiş.
- Camp Nou beni hiç affetmeyecek.
Barcelona şakşakçılarının eline iyi koz geçer bu cümleyle, Jose bizden korkuyor galiba diye. Hem Pazartesiye ne kaldıki. Doğru ne kaldı, uyduyu götürüpte yazılım attırmak lazım, kalmayalım yaya.

19 Nisan 2010 Pazartesi

SS Lazio : 1 - AS Roma : 2 #2

Totti büyük topçu ama iyi bir sportmen değil. Yenilmiş ve üzgün bir şekilde soyunma odasına giden oyuncularımı provake etti. Maç sonundaki olaylardan sonra laziolu futbolcular ceza alırsa, Totti bunun 10 katını almalı

Edoardo Reja - Lazio Teknik Direktörü

Derbideki 2 İt

Birisi şampiyonluğu düşleyen, diğeri sıçmak için çimi eşeleyen. 2'side Anadolu yakası takımından geldi dün akşam. Birisini yapan belli, diğerini değil. Ahlak yazıyla sıfır rakamla 0. Hangisi daha İT'ce siz karar verin.

SS Lazio : 1 - AS Roma : 2

No Tooti, No Party

18 Nisan 2010 Pazar

SS Lazio - AS Roma #2










SS Lazio - AS Roma

Bir tarafta, Roma şampiyon olmasın, bunda bizimde unutulmayacak bir tekmemiz olsun diyen Lazio,
Diğer tarafta, Lazio düşsün, bunda bizimde özel bir payımız olsun diyen Roma.
Roma derbisi belkide tarihinin en karmaşık maçını çıkaracak. Şampiyonluğa oynayan ve düşmemeye oynayan. Sinirler felaket derecede gerilmiştir Roma'da. Ligde sıralama açısından durumlar karışık yani. Fenerbahçe - Beşiktaş maçında yarın kahvede olmazsam, kesin bu maçtayım. Haa bana sorarsanız, ortağa inat Forza Lazio!!!

17 Nisan 2010 Cumartesi

Derbi Öpücüğü

Elin oğlu derbide gol attıktan sonra dudaktan öpülüyor, peki bizim yakışıklı futbolcumuz Selçuk Şahin'imiz neden öpülmüyor. İlla dudaktan olcak diye birşey yok.

10 Nisan 2010 Cumartesi

El Classico'ya Saatler kaldı

Barcelona, hafta içinde günlük seyahatle Madrid'e gideceğini duyurmuştu. El Mundo Deportivo gazetesi Madrid'e iniş resimlerini koymuş ama bir terslik var sanki. Uçak THY değil, yoksa uçaktan ilerdemi çekildi. Neyse uzatmayalım muhtemel 11'ler aşağıda. Kaka ve Zlatan'ın maçta olmamaları seyir zevki açısından büyük bir eksiklik. Eldekilerle idare edeceğiz artık. Klasik sonla derbiyi beklemeye başlayalım.
Messi'mi ? Ronaldo'mu ?

30 Mart 2010 Salı

Hiç'e Giden Bir Maç

Pazar malumunuz derbi vardı. Bilet telaşıydı, bulma umutları tükenmesiydi derken, son anda son şansta bileti bulmamız ve yerinde yine derbiyi izlememiz sonucunda maç yazısı gecikti. Yazmayada gerek kalmadı sanki, izleyenler gördü, tartışılcak öyle üstüne basa basa vurgu yapılacak şeyler yoktu maç içinde. Guiza'nın ofsayt olmayıpta ofsayta düşmesi, - bana göre - Giovani'nin son dakikalarda Lugano tarafından çekilip düşürülmesi ve verilmeyen penaltı, Alex'in sırtında patlayan su, Giovani'nin ikinci yarıda kaçırdığı en ciddi pozisyon, Galatasaray'ın yediği gol, bakın Fenerbahçe'nin attığı gol değil Franco'nun yediği gol, ki Selçuk bile inanamadı ilk anda o topun girdiğine ve son olarak Keita'nın vuruşu ve Volkan'ın kurtarışı. Volkan demişken bilerek yapılmış hareketler, rakibin antipatikliğini kazanma ve anasına sövdürtme zevki olan bir futbolcu kanımca artık. Çünkü tribünlerin direk yüklendiği az oyuncuların içinde başı çekmekte. Bunları yazıyoruz Volkan içinde, okuyan demesin yenildin işte kuyruk acından illaki biyere sarma diye. Ama bu kişi asla bir Can Bartu, Lefter, Metin Oktay, Hagi gibi rakip takım tarafından bile saygı gören birisi olamayacak. O olgu için şeref kelimesinin insanın içinde olması lazım. Maçın en çok akılda kalan olayı, centilmenliğin havada uçuştuğu dakikalar. Hep Ali Sami Yen Stadı ve hep centilmenlik kelimeleri burdaki maçlardan önce. Geçen hafta alkışlayan rakibi alkışlamak yada illaki her burdaki derbi öncesi dilden düşmeyen centilmenlik ve fair play. Çoğu kişi ve herkezin anlayamadığı nokta, bu sağduyu çağrısı ve centilmenlik furyası neden Anadolu Yakasındaki maçtan önce bir kez olsun dile gelmiyor. Cevap yok, cevap çoğu kişide küfür olarak saklı çünkü. Ve maçın benceki en güzel olayı o açılan, o yapılan Özhan Canaydın Kareografisiydi. Yeni Açık'tan kareografi olup olmamasını kestirmem, Eski açığın yarı kırmızıya bürünmesiyle oldu. Bu büyük insana, bu büyük taraftarın!!! (diyeceğimde demiyorum birazdan orayada gelicem) ona karşı yapacağı en büyük vefa örneği olacaktı, olduda. Helal olsun emeklerine sağlık hepsinin.
Sahada 3, 4 atak harici, sıfır bir Galatasaray vardı. Jo'yu, Keita'yı kilitleyen Fenerbahçe, bu 2 adam sonucunda sahada oldukça geniş alan buldu, rahat top yaptıda. Golü atan Selçuk, gol haricinde de rahat ve sağlam bir oyun gerçekleştirdi. Eğer maç berabere bitseydi eğer maçın adamı direk Lucas Neill olurdu. Gerçekten hatasız ve sırıtmayan tek oyuncu oydu sahada Galatasaray adına. Franco için birşey konuşmak yersiz artık. Selçuğun gerçektende oradan 10 şut çeksede Franco'nun bu 10 topuda kurtaracağı top işte gitti gol oldu. Yani bir nevi olan oldu.
Taraftar olayına geçelim. Bütün bloglarda yazıyor, hadi birinde olsa neyse der geçersin, ama hepside ağız birliği yapacak halleri yokya. Şu bilet muhabbeti. Yapılanın hiç bir izahatı yok bence. Sen tribünün kemik tayfasındasın ve bu en önemli maçta elindeki bileti satacağın para, tuttuğun takımdan daha ağır basıyor. Helal olsun gerçekten. Ve içeri girenler peki ne yaptı, golden sonra iyice umudu kesti, sustu ve sahneyi deplasmancılara bıraktı. Galatasaray'lıların sesinden çok onların sesi duyuldu zaten. Gerçekten hepsine bravo, şu bilet satış yönteminede bravo, karaborsayada izin veren o götünden korkan polislerede bravo.

22 Mart 2010 Pazartesi

Atina Derbisi

Derbiler haftasıydı bu hafta bir nevi, Lyon - OM, Man Utd - Liverpool, Boca - River ve Panathinaikos - Olympiacos. OAKA'da Atina'nın en büyük derbisi vardı. Maçı deplasmandaki kırmızı - beyazlar Olympiacos kazandı. Derbyshire'nin tek golü vardı maçta. Olaylı, yaralanmalı, meşaleli, sahaya meşale yağdırmalı, konfetili, ses bombalı, deli gibi tezahürat yapmalı, kavgalı, direkten dönen topları, taraftar desteğinin aha işte bu diye gösterilecek cinste olduğu, golü atan toy oğlan Derbyshire'nin golden sonra ev sahibi tribünlere dönüp " duyamıyorum sizleri " gibisinden hareketler yapıp oda artık onlardan biri dediğimiz bir derbi daha geride kaldı. Fotoları kaldı yadigar.

Tarihten Bir Sayfa

Blog Widget by LinkWithin