fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ağustos 2012 Cuma

Avrupa Ligi 2012 - 2013

Boşuna oynanan Spartak maçı ilk yarısı, ardından Alex'in oyuna girişi ve oyunun seyrinin değişmesi. Bir başka taraftan Bursaspor'un inanılmaz derecede şanssızlık ve tecrübe eksikliği, ve son taraf olan kimse kusura bakmasın bu ülkenin en gerizekalı futbol takımı olan Trabzonspor'un basiretsizliği. Elde sadece Fenerbahçe kaldı, Galatasaray hariç.
İlk Galatasaray kısmına ufaktan değinelim. ManU bildiğiniz bildiğimiz ManU, Üzerinde kafa patlatıp analiz yapmaya hiç gerek yok. Çıkar sahaya aslanlar gibi topunu oynarsın bitti. Braga ve Cluj hiç hafife alınacak takımlar değil. Birisi 2 sezon öncesinin Avrupa Ligi finalisti. Tamam ozamanlardan şu zamana kadar köprü altından baya sular akmıştır, Cluj ise iddaacıların yorum yapmasını bekliyoruz artık. Gruptan çıkmaz istiyorsa Galatasaray kız gibi değil adam gibi savaşması lazım.
Gönül isterdi Trabzon'unda Bursa'nında rakiplerini yazalım çizelim ama olmadı, Fenerbahçeyle devam edelim.
İt sürüsü gibi 12 gruba ayrılan 48 takım arasından "Liverpool, Udinese, Young Boys, Anzhi" "Tottenham Hotspur, Panathinaikos, Lazio, Maribor" gibi en zor gruplardan birisine düştü. Olsun, oynanmadan hiçbir şey belli olmaz. Şimdi grup maçlarında klasik Avrupa Fenerbahçesi maçları bekliyorum. Deplasmanda saldıran iyi oynayan ama sonuca gitmekte zorlanan Fenerbahçe ve içeride taraftar desteğiyle başlayan sonradan ne hikmetse taraftarıda futboluda susan Fenerbahçe. Artık böyle olmasın. 5 takımla başladık kaldık 2. Ülke puanımız yerlere yakın artık. Zor 2 tane rakibimiz var, diğer rakibimiz ile sahada değil saha dışında, tribünde kapışıcaz. Ne de olsa Güney Kıbrıslı, ne onlar bizi nede biz onları severiz. Maç tahminlerimde şöyle;
Marsilya : içeride berabere deplasmanda mağlubiyet
Mönchengladbach : içeride galibiyet deplasmanda beraberlik
AEL : içeride dışarıda galibiyet

3 Mayıs 2011 Salı

Uni, Vamos Bien, CK

01 mayıs 2011
Şükrü Saraçoğlu Stadı, Kadıköy

15 Şubat 2011 Salı

Lugano ve Onun Kafa Golleri


Atıyor, atıyor, atıyor. Lugano kafa gollerine devam ediyor. Bir Lugano klasiği daha desek daha iyi olur.

30 Ocak 2011 Pazar

25 Ocak 2011 Salı

Niang ve Parfüm

Fenerium'un internet sitesinde satılan parfümün sayfasına konulan tanıtıcı resim. Süper ya gerçekten, kimsenin aklına gelmez hatta yorumsuz :D

24 Ocak 2011 Pazartesi

UniFeb & Grup CK

Aynı başkanları gibiler. Şimdi kızma gürleme yok. Bir iş yapıyorsan eğer götün başın oynamayacak. Şampiyonluğu kaybettiniz, üstüne stadı yaktınız erkeksiniz ya, bir süre sonra karar alıp kendinizi fesh ettiniz. Bir süre ortalarda görünmeyin, ortalık sakinleşene kadar diyerekten. sonra ilk yarı bitti, ligin ikinci yarısı başladı UniFeb, Grup CK tekrardan geri geldi. Kaldımı Vamos Bien. Suyun karşı tarafında ne yapılıp, ne yapılmadığı tabikide beni ilgilendirmez ama gerçekten delikanlı gibi bildiriler yayınlayıp artık tamam diyerek masaya yumruğunu vurur gibi yapıp kapatıyorsan dükkanını, tekrardan açmak nasıl bir delikanlılıktır merak etmekteyim. Geri dönüşün tek sevindirici yanı tribün adına güzel kareografiler göreceğimizdir.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Yunus Hocacığım

Metrelerce uzaktan kart verirsin, gördüğünü çalarsın, taçtan gelen topun devamında gol olur onu verirsin ( Konyaspor - Karşıyaka playoff İstanbul ), yeri gelir çizgiyi geçmeyen topa gol verirsin, yada vermezsin, tartışmalı kararlar verirsin, yada despot olur sahada istediğini yaparsın. İnsanlık halidir, hatasız insan olmaz. Peki dün akşam ne oldu. 1 metre mesafendeki bu yumruğa kart göstermedin, sadece ayırdın. Hocam kusura bakma ama bu resim sıradan bir resim değil. Bu resim götünün yemediğinin resmidir.

24 Kasım 2010 Çarşamba

3000 - 100

Fenerbahçe tarihinin 3000. golü ve Fenerbahçe forması altında bu ligdeki 100. golü. Bu takımda bu 3000. golü kim atsın deseler herkez gözü kapalı Alex derdi zaten. Ki denmeye gerekte bırakmadı artık 3000. de attı 100'ünüde attı. Ne kadar Galatasaray'lıda olsak, sövsekte saygı duymak gerekiyor :) Bu arada Fenerbahçe kulübü, Alex'in Buca maçında giydiği formayı ve kramponları kulüp müzesine törenle konuşlandırcakmış. İyi fikir.

15 Ekim 2010 Cuma

Vay AQ Sayın Seyirciler


Resimler milliyetten. fenerbahce.org siteden bunları kaldırmış. Yani tamam herşeyde bu kadarınada oha amına koyayım. Ee tabi tarih yaklaşıyor ortamı germek gerek. Hamle süper

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Ağlama Melis

Gün gelir devran döner

Keser döner sap döner

Aslında biz bu olayları çok iyi hatırlıyoruz. Burda amaç Fenerbahçe'yi aşşağılamak asla değil. Ama fotoların altında yazdığı gibi Fenerbahçeli futbolcular bir şey yaptıklarında, heleki bu şampiyonluk yolunda olunca milletin gözüne fazlaca batmakta. Mesela geriye gidelim azda olsa.
Denizli'de kaybedilen şampiyonluk. Son maçlara gelinmeden önce Galatasaray derbisi zamanında, Ali Samiyen'deki maçtan sonra Bir baba hindi çektiren Tuncay sezon sonuna kadar hatırlanacak ve kızılacak bu eylemi yapmıştı. Lig sonunda Manisa deplasmanında 5-3 kaybedildi maç, ve asıl bomba olan zaten Denizli maçı. Galatasaray'lı taraftarlar biten sezon için futbolculara teşekkür amacında doldurdukları staddan şampiyon olarak çıktılar, ve hemen akabinde Galatasaray'a binen o hindi Ali Samiyen'de yönünü bi anda Tuncay ve Fenerbahçe'ye çevirmiş oldu.
2007-08 sezonuna damgasını vuran Fenerbahçe olayı, Kadıköy'deki derbide Deivid'in golünden sonra yapılan yengeç dansı. Bazı şeyler aşırıya gidilince rakip taraftarı fazlasıyla çığrından çıkarıyor. Söz konusu Fenerbahçe olunca bu iş elbet dönüp dolaşıp kendi ellerinde patlıyor. Kadıköy'de yengeç dansı yapanlara kontra ise yine can alıcı şekilde geldi o sene. Nonda'nın o meşhur kafası gol olunca bu kez sahada olmasada Ali Samiyen tribünlerinin çoğu yerinde yengeç dansı oldu. O maçla şampiyonluk yolunda çok büyük adım attı Galatasaray ve sonunuda getirip 17. şampiyonluğu kazandı.
Bu sezona geldik sonunda. İstatistiklere bağlıcam en sonunda bu olayları. Dönüp dolaşma olayı bildiğiniz gibi Baroni'nin ağlaması. Oda döndü dolaştı 2. resimde gördüğümüz gibi bir hal aldı. Şampiyonlukta son maçta yine kaçtı. Beşiktaş maçında sahaya atılan üzerinde şampiyonluk düşleyen siyah beyaz bir köpek ve Bilica'nın kazısı. Diğer takımların sezon içinde yaptıkları böyle dönüp dolaşıp geliyormu geri cidden bilmiyorum, yada gerçekten Fenerbahçe gibi antipatik derecede olmuyor sanırsam. Gün geliyor devran bir tek onlara dönüyor.

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Al Sana Anadolu'dan Şampiyon

Tarih yine tekerrür etti, son dakika sendromuna yine yakalandı Fenerbahçe, yine kendine yaptı yapacağını. Biz asıl konumuz olan Bursaspor'a dalalım, Fenerbahçe kaçmıyor.
Senelerdir Anadolu'dan bir şampiyon gelsin geyiği, 2 senedir Sivasspor'un aşırı baskısı, Bursaspor'un şampiyonluğu hakeden oyunu sonunda hakkını buldu.İstanbul'dan gelen mucizevi haber bir şehirde tarihin yeniden yazılmasına neden oldu. Tüm şehirin kenetlendiği sezonda deplasmandaki Fenerbahçe ve Beşiktaş galibiyeti sonrasında daha Bursa'ya girmeden yollarda karşılanan bu takım kupa töreninin olduğu gün 40 bin den fazla taraftarınla kucaklaştı. Final maçı günü zaten taraftarların sadece gözleri sahada oynanan oyundaydı. Ruhları, kulakları, bedenleri, elleri, ayakları Kadıköy'deydi. Her türlü sonuca hazır vaziyetteydiler zaten. Teksas'ın kale arkasındaki pankartında " Helal Olsun Çocuklar " yazıyordu. Şampiyon olmasanda gibisinden. Ama onlar oldu. Beşiktaş'ın garip! futbolu sonunda maçı hemen bitirdiler sahada ve kafalarda.
İşin Kadıköy tarafına geçersek eğer, Denizli maçı bir yana böyle bir travma bu ülke futbolu ne gördü, nede kolay kolay görür. Maçtan önce herşey hazır, stad çevresinde 100 binlerce kişi var içeri giremesede, sarı lacivert bir Kadıköy. Maç öyle bir başladıki Fenerbahçe 20 dakikada kopartır maçı şampiyonluk şarkıları söyler tezim gerçekleşecek gibiydi. Ben böyle tempolu, istekli, rakibe nefes aldırmayan oyun hiç izlemedim, kim bilir ne zaman izlerim. Zaten 20 olmadan Güiza attı golü, Fenerbahçe şampiyondur artık derken, Burak'ın açtığı orta gidip gol olunca şok, şaşkınlık, beceriksizlik ve şanssızlık hortladı. 55 bin kişi nası izledi maçı ne şekillerde izledi, tipten tipe girdiler tv'nin gösterdiği kadarıyla. Alex'in hamile karısı bile fenalık geçirecek haldeydi yani. O vuruyor Onur çıkarıyor, diğeri vuruyor yine Onur, bir başkısı patlatıyor yine Onur. Maçı anlatan Melih Gümüşbıçak'ın dediği gibi " Onur Fenerbahçe'nin şampiyonluğu karşısında duruyor ", gerçektende durdu. Yanlış anons ve devamındaki akıbet ise korku filminden farksız değildi. Anası ağlatılan bir stad, çevre dükkanlar, polisle çatışma, yakılan dükkanlar, 16 plakalı arabaları linç etmeler - şöförde dahil -, yayın odası basmalar, hesap sormak için yönetici aramalar ve yanan bir stad. Uzun uzadıya gider bu aslında suçlular, sorumlular v.s. uzatmadan Şampiyon Bursaspor diyelimde bitirelim.

19 Nisan 2010 Pazartesi

Derbideki 2 İt

Birisi şampiyonluğu düşleyen, diğeri sıçmak için çimi eşeleyen. 2'side Anadolu yakası takımından geldi dün akşam. Birisini yapan belli, diğerini değil. Ahlak yazıyla sıfır rakamla 0. Hangisi daha İT'ce siz karar verin.

30 Mart 2010 Salı

Hiç'e Giden Bir Maç

Pazar malumunuz derbi vardı. Bilet telaşıydı, bulma umutları tükenmesiydi derken, son anda son şansta bileti bulmamız ve yerinde yine derbiyi izlememiz sonucunda maç yazısı gecikti. Yazmayada gerek kalmadı sanki, izleyenler gördü, tartışılcak öyle üstüne basa basa vurgu yapılacak şeyler yoktu maç içinde. Guiza'nın ofsayt olmayıpta ofsayta düşmesi, - bana göre - Giovani'nin son dakikalarda Lugano tarafından çekilip düşürülmesi ve verilmeyen penaltı, Alex'in sırtında patlayan su, Giovani'nin ikinci yarıda kaçırdığı en ciddi pozisyon, Galatasaray'ın yediği gol, bakın Fenerbahçe'nin attığı gol değil Franco'nun yediği gol, ki Selçuk bile inanamadı ilk anda o topun girdiğine ve son olarak Keita'nın vuruşu ve Volkan'ın kurtarışı. Volkan demişken bilerek yapılmış hareketler, rakibin antipatikliğini kazanma ve anasına sövdürtme zevki olan bir futbolcu kanımca artık. Çünkü tribünlerin direk yüklendiği az oyuncuların içinde başı çekmekte. Bunları yazıyoruz Volkan içinde, okuyan demesin yenildin işte kuyruk acından illaki biyere sarma diye. Ama bu kişi asla bir Can Bartu, Lefter, Metin Oktay, Hagi gibi rakip takım tarafından bile saygı gören birisi olamayacak. O olgu için şeref kelimesinin insanın içinde olması lazım. Maçın en çok akılda kalan olayı, centilmenliğin havada uçuştuğu dakikalar. Hep Ali Sami Yen Stadı ve hep centilmenlik kelimeleri burdaki maçlardan önce. Geçen hafta alkışlayan rakibi alkışlamak yada illaki her burdaki derbi öncesi dilden düşmeyen centilmenlik ve fair play. Çoğu kişi ve herkezin anlayamadığı nokta, bu sağduyu çağrısı ve centilmenlik furyası neden Anadolu Yakasındaki maçtan önce bir kez olsun dile gelmiyor. Cevap yok, cevap çoğu kişide küfür olarak saklı çünkü. Ve maçın benceki en güzel olayı o açılan, o yapılan Özhan Canaydın Kareografisiydi. Yeni Açık'tan kareografi olup olmamasını kestirmem, Eski açığın yarı kırmızıya bürünmesiyle oldu. Bu büyük insana, bu büyük taraftarın!!! (diyeceğimde demiyorum birazdan orayada gelicem) ona karşı yapacağı en büyük vefa örneği olacaktı, olduda. Helal olsun emeklerine sağlık hepsinin.
Sahada 3, 4 atak harici, sıfır bir Galatasaray vardı. Jo'yu, Keita'yı kilitleyen Fenerbahçe, bu 2 adam sonucunda sahada oldukça geniş alan buldu, rahat top yaptıda. Golü atan Selçuk, gol haricinde de rahat ve sağlam bir oyun gerçekleştirdi. Eğer maç berabere bitseydi eğer maçın adamı direk Lucas Neill olurdu. Gerçekten hatasız ve sırıtmayan tek oyuncu oydu sahada Galatasaray adına. Franco için birşey konuşmak yersiz artık. Selçuğun gerçektende oradan 10 şut çeksede Franco'nun bu 10 topuda kurtaracağı top işte gitti gol oldu. Yani bir nevi olan oldu.
Taraftar olayına geçelim. Bütün bloglarda yazıyor, hadi birinde olsa neyse der geçersin, ama hepside ağız birliği yapacak halleri yokya. Şu bilet muhabbeti. Yapılanın hiç bir izahatı yok bence. Sen tribünün kemik tayfasındasın ve bu en önemli maçta elindeki bileti satacağın para, tuttuğun takımdan daha ağır basıyor. Helal olsun gerçekten. Ve içeri girenler peki ne yaptı, golden sonra iyice umudu kesti, sustu ve sahneyi deplasmancılara bıraktı. Galatasaray'lıların sesinden çok onların sesi duyuldu zaten. Gerçekten hepsine bravo, şu bilet satış yönteminede bravo, karaborsayada izin veren o götünden korkan polislerede bravo.

11 Mart 2010 Perşembe

Derbi Yaklaşıyor Verelim Gazı

Başlıktaki gibi, malum derbi yaklaşıyor, az da zaman kaldı. Ne koparsak, ne laf soksak, ne desek kar mantığı güdülmeye aynen devam ediliyor. Sonrada her taşkınlık Ali Sami Yen'de oluyor.

Önümüzdeki maçta hocam görev verirse, Galatasaray’a gol atarak ’Gerçek Fenerbahçeli’ olmak istiyorum

İlla küfürmü edelim, yada Galatasaray'dan birisi çıkıp odamı laf söylesin.

6 Mart 2010 Cumartesi

Savaşın Yeter !


Maç öncesi bişi demeye pek gerek yok tüm mesaj resimde var zaten. Sakatlarda iyileşti. 3 puana hasretlik bu maç biter inşallah. Tek korkum kart cezalısı alexin yerine denizin oynaması...

28 Şubat 2010 Pazar

Noluyo lan !

Takım kötü gidiyo yok lille macında toparlanır. yok ibb macında toparlanır. toparlanıcak olan bi takım yok sahada, toparlıcak bi teknik direktörde yok kenarda ! Deniz Barış ve Selçuk Şahin bu 2 canlı bomba ilk 11de oldugu sürece ve sen Denizi sağ açık oynatıyosan diyecek pek bi söz kalmıyo direk küfür etmek lazım Dauma. İskenderede helal olsun geçen senede aynı golden atmıştı tıpa tıpa benzeri. Bize gol atmayasın diye aziz seni alır bizde rahat ederiz bi dahaya olimpiyata gelirken. Olimpiyat demişken ilk kez stadı görelim dedik o nası bi cografyadır arkadaş haritada bile yoktur bi ara kar bile yagdı.. Biletler beleş olunca bütün apaçiler doluşmuş her türden insan vardı tribünde. Tribün gene güzeldi Sefa Reisin komutasında güzel işler yapabildiysek ne mutlu ama takım bunu hak ediyomu soru işareti.

Hakemede sallayım biraz dimi ! Guizanın düşürüldügü pozisyonda İbb li adamı oyundan atamayan Alexi direk kırmızıyla atıyo. Attıgımız golde ofsayt varmış Santos aktif alandaymış. Bırak lan bu işleri ! Daum go home !!

27 Şubat 2010 Cumartesi

Fenerbahçe - Lille maçı pankart organizasyonu




25 Şubat Fenerbahçe - Lille Olympique Sporting Club maçında, Grup CK - 1907 Unifeb – Vamos Bien grupları tarafından 4 günde 4400 metrekare kumaş, 200 kilo boya ve ortalama 100 insan gücüyle gerçekleşen organizasyon Okul tarafı tribünü üst tarafında sergilenmiştir. Üst tarafta 1500 tane sopalı pankart vardır. Set pankartının uzunluğu 80 metre, eni 4.5 metredir. Sergilendiği sırada star wars soundtrack müziği kullanılmıştır.

26 Şubat 2010 Cuma

Avrupaya Veda.


Lille maçında Türk Telekom tribününde yapılan görsel şovda emeği geçen Grup CK, 1907 Ünifeb ve Vamos Bien üyesi kardeşlerimizi GFB ailesi olarak tebrik ederiz.

Yol yorgunu ve uykumu tam alamadıgımdan maçtaki duygularımı gün içersinde yazarım.

Edit : Silivriden cıkarsın yola aksam bogaz trafigi yolda bi baygınlık geçirtir. Birlikte maça gittigimiz adamlar gene ruhsuz marş bilmez hiç birisi radyoda arabesk calıyo hepten kriz geçircem sandım kendimce marş mırıldanmaya başladım. Açtım camı sıkışan gişelerde milleti izliyorum. Neyse 21.10 gibi stattayız. Kapıdan giriş falan baya bi kuyruk bekledikten sora merdivenlerdeyken bi gürültü koptu dedim noluyo derken Atl. Madrid atmış golünü stat coşmuş yerimizi alırken Boğaz Hoolingans grubunun içine girdik gene maç öncesi futbolcular cagırılırken Atl.Madridin golü ve Maratonda acılan AtletiCOYDU Madrid pankartı... (Memmo kızma :D) Maça adam akıllı pek bakamadım ama stadı derbi harici ilk kez bu kadar dolu görmüştüm. Migros ve Maratonla karşılıklı yapılan tezahüratlar mükemmeldi. Ta ki dk 85 olana kadar. Pozisyon nası başladı bilmiyorum ama top girmişti içeri. Statta çıt cıkmıyodu. Yapılan bu destege ragmen elenmiştik. Ne diyelim lige ve türkiye kupasına kısmet.

25 Şubat 2010 Perşembe

Bizler İnandık !


Kaleci hariç 10 sağlam futbolcu var. Nasıl bir ilk 11 cıkartıcak bir sürü ihtimali var. Ben kendi ilk 11 tahminimi yazayım. Volkan - Bekir - Önder - Bilica - Deniz - Gökhan Gönül - Emre - Selcuk - Semih - Alex - Guiza... Kill Lille !

23 Şubat 2010 Salı

Sonumuz Hayır Olsun


Maça öyle hızlı başladık ki Alexin harika golü, Santosun topukla attığı şık gol.. Dk 20 ve kendi sahanda 2-0 öndesin. Tribünler ucuz biletler sebebiyle tıklık tıklım vaziyette. Ama gol kacırmak üstün yıldızımız Guiza gene cömert , Bursalıların gereksiz faulleriyle Özerin sakatlanması, ve ilk yarı bitmeden kalabalık gelen Bursanın attığı gol. İlk yarı baya zevkli geçti maç. 2nci yarıdanda ümitliydim takımın pas yapması falan herşey yolundaydı ama ta ki Bilicanın gereksiz hareketler yapmasıyla senaryo birden degişti. Karate filminden fırlamış gibi topa dalınca Bursanın kazandıgı ciftvuruş ve Cristiana carparak giren beraberlik golü. Kadıköyde maç sonlarında yaşanılcak en kötü sahnelerden birisi. Son maclarda kurtarılan beraberliklerden ötürü acaba bu sefer galibiyet golü gelirmi dedik ama beklenilen golü tüm takımca ilerde yakalanınca kalemizde gördük. Ertuğrul Saglamı ve Bursayı tebrik ederim.

Bu yazıyı dün aksam yazmış olsaydım tüm takıma küfürler yagdırırdım heralde. Ama takımı eleştirmek yuhalamayı gerektirmez. Guizanın kacırdıgı pozisyonlarda tribünlerin Semih diye bagırması ve Daumun ısrarla Guizayı sahada tutması. Daumda bi yerde haklı oyundan alırsa o anda otoritesini kaybedicek ve kaybedilen Guizada olucak. Ki öylede oldu zaten 5 dk sorası Semih oyunda Guiza kenara geliyo ve herkes ıslıklıyo. Guizanın kulubede gözleri dolu hali acınası bi durum. Bu adam sezon sonuna kadar bizim futbolcumuz ve cubukluyu üstünde taşıyo , taşımayada devam edicek. Maçta gol atamıyo herkesi cıldırtıyo ama beklenilen Semih ne yapıyo ? Guiza kadar bile koşmuyo.. Perşembe Lille macında bakalım bizi hangi senaryo beklicek...

Tarihten Bir Sayfa

Blog Widget by LinkWithin