uefa champions league etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uefa champions league etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2012 Perşembe

Old Trafford

30 Ekim 1996'da, daha 3, 4 yıl öncesine kadar Türk takımlarından yiyebileceği belkide en büyük acılardan birisini tadan ve Şampiyonlar Ligi'nin formatının değişmesine sebep olan Manchester United, tam 40 yıl boyunca yani 56 maç Avrupa'da evinde kaybetmeyen Man Utd'ın bir geleneğini bozmuştu Fenerbahçe. Gel zaman git zaman Man Utd evini kale gibi kullandı yine az yenildi Old Trafford'da. Bu akşamda Cluj galip geldi İngiltere'de. Aklıma geldi gece gece. 1996'dan bu yana bi bakalım kimler düdüklemiş ManU'yu evinde.

30 Ekim 1996
Manchester United 0 x 1 Fenerbahçe
23 Nisan 1997
Manchester United 0 x 1 Borussia Dortmund
19 Nisan 2000
Manchester United 2 x 3 Real Madrid
3 Nisan 2001
Manchester United 0 x 1 Bayern München
17 Ekim 2001
Manchester United 2 x 3 Deportivo la Coruna
23 Şubat 2005
Manchester United 0 x 1 AC Milan
25 Kasım 2009
Manchester United 0 x 1 Beşiktaş
8 Mart 2012
Manchester United 2 x 3 Athletic Bilbao
5 Aralık 2012
Manchester United 0 x 1 CFR Cluj

16 yılda 9 mağlubiyet sadece. Ama yinede süper istatistik sahibi bi takım, ya 1-0 yada 2-3. Başka türlüsü yok.

Gruplar Biter, Şubat Beklenir

 * Gruplarda en çok puanı PSG aldı, 15 puan.
 * 0 puan alan hiçbir takım yok, en az puanı Dinamo Zagreb aldı, 1 puan, o tek puanda son maçta geldi 1-1 berabere biten Dinamo Kiev maçında.
 * En az golü atan takım Dinamo Zagreb, 1 gol. Ne olduysa son maçta olmuş işte Zagreb'in.
 * 16 gol atıp devler ligine devam edemeyen Chelsea'nın bu alandaki birinciliği pek işe yarayamadı.
 * Nordsjaelland 22 gol yiyerek son sırada grubu tamamlayarak Avrupa defterini kapattı.
 * Bir başka son sıra takımıda Anderlecht 9 gol gördü kalesinde ve onlar içinde Avrupa bitti. Nerde 22, nerde 9 gol adalet işte.
 * Anderlecht 9 gol atıp son sırada bitirdi grubunu ama Manchester United ilk 4 maçında 9 gol atıp 12 puan toplayıp gruptan çıkmayı garantilemişti. Kalan 2 maçtada gol atamadan ikinci tura kaldılar, adalet işte.
 * En az yiyen takım PSG, 3 gol. İkinci sırayı işe Porto ve Juventus paylaşıyor 4'er golle. PSG ve Porto aynı gruptaydı.   
 * Grup bazında en büyük süprizi BATE yaptı diyebiliriz belkide. Bayern, Valencia ve Lille'den oluşan grupta Lille'i geçip Europa League'e kaldılar. Rüya gibi başlamıştı onlar için grup. 3-1'lik Lille ve Bayern galibiyetleriyle kendilerini bi anda ilk sırada bulmuşlardı.
 * Aslında süprizlerin en büyüğü, en büyük hayal kırıklığı tabikide Manchester City. Ölüm grubunda Borussia Dortmund herkeze peşkeş çekerken, Premier League'in son dakika şampiyonu City son sırada galibiyet yüzü göremeden evinde aldığı 3 puanla kapattı sezonunu.
 * Burak Yılmaz ve Cristiano Ronaldo'nun 6'şar golünüde bi kenara yazalım.

Legend

6 gol atıp sevinilemeyen bi maçta gözüme çarpan en büyük ayrıntı. 3 penaltı var 1 tanesi ağlarla buluştu sadece. Bütün kafaların Donbass Arena'da olmasına rağmen 7 defa top çerçeveden içeri girdi. Juventus'un işini sağlama alıp bahis firmalarının beraberlik kokan maçında galip gelmesi ki golüde Shakhtar kendi kalesine attı, 2. tur kovalarken bir anda grubuda lider bitirdiler. Gruplarda ikili averaj değilde genel averaja bakılsaydı Chelsea ikinci turda, Shakhtar Europa League'de yoluna devam edecekti. Juve maçına değinecek olursak, Shaktar'ın maç genelinde sadece 2 önemli pozisyonu var birisi direkten nasıl döndüğünü herkezin şaşırdığı garip bi pozisyon diğeride serbest vuruş ve dışarıya çıkan ikinci hamlesi. Juve maçı isteyen taraf olmuduğu girdikleri pozisyonlardan belli galibiyet golünün kendi kalesine atılan bi gol olduğuna bakmayın. Chelsea maçında Mata'nın golünü izleyin, top öyle bir sektiki Mata'nın önüne doğru beni gol der gibi.
Manchester United yine her zamanki gibi işini erkenden halledip, bundan sonra bebelere forma şansı vereyim yenilirlersede canları sağolsun minvalinde takılmaya devam ediyor. Yedek geldikleri İstanbul'dan sonra kendi evlerindeki Cluj maçına Giggs, De Gea ve Rooney takviyeli kadrosuyla çıktı. Biz ManU'dan kıyak beklerken Cluj'da kendi işini kendisi halletme çabasındaydı. 3 puanı harika bi golle aldılar.
 Ayın 20'sinde kuralar çekiliyor. Ben Juventus'u istiyorum millet twitter'da PSG'ye takmış durumda anlamadım. BVB, Barça, Bayern gelmesinde. Gidenler ve kalanlar;
2. Tur
  • Paris Saint-Germain FC *
  • FC Porto 
  • FC Schalke 04 *
  • Arsenal FC
  • Malaga CF *
  • AC Milan
  • Borussia Dortmund *
  • Real Madrid CF
  • Juventus *
  • FC Shakhtar Donetsk
  • FC Bayern München *
  • Valencia CF
  • FC Barcelona *
  • Celtic FC
  • Manchester United FC *
  • Galatasaray
Europa League
  • FC Dynamo Kyiv
  • Olympiacos FC
  • FC Zenit St. Petersburg
  • AFC Ajax
  • Chelsea FC
  • FC Bate Borisov
  • SL Benfica
  • CFR 1907 Cluj

Braga 1 x 2 Galatasaray

Kendin pişir, kendin ye.

25 Ekim 2012 Perşembe

57 Ekran: Çok Değişik Bir Maç

 Yeni bir stad, ekranda acayip fazla yağdığı görülen bir yağmur - belkide gayet normal - maça gidenlerin söylendiği rezalet yol, zeminin hali ve hala bu takımda ne varki neresi rüya takım ben anlayabilmiş değilim. Maçın özeti Fatih Terim'in tam resimdeki gibi gökyüzüne bakarken ekrana gelmesiydi aslında. Seneler önceki büyüklerin anlattığı Werder maçı gibiydi bu maç yada bizim gördüğümüz Adler'in Adler olduğu Leverkusen maçı. Hava şartları koca İstanbul'da sarı-kırmızı renk nerde fazla görünce oraya ayrı özen göstermeye hala devam ediyo belli. Zeminin haline değinmeye hiç gerek yok. Klasik Türkiye, klasik rezillik. Bizim yaşımız görmeye ve izlemeye yetti, hani Stade de Gerland'da Mustafa Özkan'ın golüyle Denizlispor daha ilk dakikalarda öne geçmişti Lyon karşısında, sonrada hayatımda görüp görebilceğim en büyük baskıya rağmen yenmişlerdi onları, bu maçında pek farkı yoktu o maçtan, biraz ıslaklık dışında.

 Resimdeki Parçalı formalıların penaltı konusunda resimde yer değiştirmeleri gerekiyordu. 8 önde, 10 numaralı arkada izliyor olacaktı ki herşey daha güzel olsun. Neden ben atcam deyip kullandı anlamak güç. Bknz. Ankaraspor-Fenerbahçe maçı Kezman'ın açırdığı penaltı.

 Yine kalar içinde, yine seviyorum bu adamı, yine seviyorum. Kewell bir sen iki. Toulouse'da oynarkende, Bolton'da oynerkende hayrandım sana. Kaşında aynı yerden patlamaya devam ediyor, şimdide 1 ay yok. Olmadı.

 Büyük golcü olmak, gol kralı etiketine sahip olmak hep gol atmak demektir. 4 büyük kulüpte forma giyip bilmemkaç Şampiyonlar Ligi maçına çıkıpta daha ilk defa bu sahnede gol atmak değildir gol kralı olmak. Neden alındığını hala bir anlayabilsem.

Bu resme bi isim koymak zor. Kapalı spor salonlarının bile bu zamanda hala çatısı akıp, antrenman yapanlara aldırmadan suyun damla damla içine dolmasını bekleyen kovalar olduğu ve var olduğu sürece bu resimler fırından ekmek almak kadar sıradan.

Galatasaray 1 - 1 CFR Cluj
76' Burak Yılmaz
---
19' Dany (k.k.)

23/10/2012
@ Ali Sami Yen Spor Kompleksi TT Arena, İstanbul

31 Ağustos 2012 Cuma

Şampiyonlar Ligi 2012 - 2013 #1

Ne diyelim, Allah utandırmasın yeter !!!

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Şampiyonlar Ligi'nin Rakamları

uefa.com'un haberi, sanırsam eski olabilitesi bi hayli fazla ama ben yeni gördüm, hem dedikleri gibi hiç okumadığın eski gazete, herzaman yeni gazetedir. Geçen sezonki gözlerine çarpan 10 rakamı derlemişler.
1. APOEL UCL'de grupları aşan ilk Güney Kıbrıs takımı olarak kendi çapında devrim yaptılar. İkinci turda Lyon'u elemişlerdi. Çeyrek finalde ise Real Madrid'e toplamda 8-2 gibi güzel bir skora düzüldüklerinide unutmamak gerek.
4. Allianz Arena'daki final, Münih'teki 4. UCL finaliydi. Bayern eline gelen bu fırsatı çok cömert bi şekilde Chelsea'ye bırakmıştı. 79'da Nottingham, 93'de Marseille ve 97'de Borussia Dortmund kupayı burda aldılar. Hatırlatmak gerekirse bu Allianz'daki ilk finaldi, geri kalan üçü pek tabiki Olympiastadion'daydı.
5. Real Madrid UCL tarihinde bu sezon grubundaki 6 maçın 6'sındada tulum çıkartarak lig tarihinin bunu başaran 5. takımı oldu. Bu rekordaki diğer biladerleri AC Milan, Spartak Moscow, Barcelona ve PSG.
 7. Dünya Kupası'nda Hakan Şükür, Rusya Ligi'nde Emenike istedikleri kadar hız rekortmeni olabilir gol konusunda Ama Gomis olayı farklı boyutlara taşımış durumda. Geçen yıl şamar oğlanına dönen Dinamo Zagreb karşısında tam 7 dakika içinde hat-trick yaptı ve rekoru yenilemiş oldu. Ayrıca bir tane daha gol attı bu maçta ve başka yerlerede yazdırdı ismini.
8. Final vaktinde G8 zirveside vardı. Malum maç olunca ve finalse eğer iki godoman ülkenin başbakanıda maçı izler yani.
10,84. Gomis'in hız denemesi olayında başka bir perde olay ise Valencia - Bayer Leverkusen maçında oldu. Jonas'ın artık maç başladıktan sonramı attı bu gölü yoksa oyuna girdikten sonraki süre zarfındamı attı bilmem ama adam harbi hızlı atmış golü.
14. Ve söz Messi'de şuan. O'nsuz liste yapamıyorlar belli. Geçen yıl 14 gol attı. En çok golü O attı. Ve bu krallık olayını 4. kez yaşayan ilk futbolcu oldu. Birileri hala Pele ve Maradona'dan mı bahsediyor ?
16. Ryan Giggs efsanesi Benfica maçında attığı golle bence bu listenin en harika rekoruna imza attı. 16 farklı sezondada gol atmayı başarabilen ilk ve tek oyuncu oldu. Büyüksün.
22. Fazla söze hiç gerek yok. Dinamo Zagreb'in geçen sezon rekor kırıp yediği gol sayısı.
28. 84'de Roma'daki finalden sonra kendi evinde 28 yıl sonra final oynayan Bayern'in de aynı Roma gibi finalde kaybetmesi hemde yine bir İngiliz takımına kaybetmesi baya bi ilginç.

5 Temmuz 2012 Perşembe

Platini İspanya'yı Kolluyor mu ?

Platini'nin deli gibi olduğu seneler. 1984 Avrupa Şampiyonası'na denk gelir. Hemde ne denk gelme. Şampiyonada Fransa'da, o derece. 8 takımlı turnuvada, 5 maçta 9 gol atar abimiz. Final'de de boş geçmez. Zamanın en iyi kalecilerinden Arcona'da Platini'nin frikiğini koltuk altından kaçırıp yer golü, yada Platini atar hangisi kimin daha çok hoşuna gidiyorsa. Maç 1-0 olur, 90'da Bellone atar 2-0 olur ve Fransa evindeki turnuvayı kazanır. Eh haliyle İspanyollar ayar olur Platini'ye. Aradan epey yıllar geçer Platini 2007 yılında UEFA başkanlığına seçilir. Muhabbette burda başlar ağa. Adam tam anlamıyla uğurlu geldi İspanyollara. Nasıl mı? İlk Milli takım düzeyinde bakalım olaya.
Avrupa Şampiyonası :
Euro 2008'de şampiyon İspanya, Euro 2012'de şampiyon yine İspanya. Arada UEFA ile ilgisi olmasada WC 2010 şampiyonu yine İspanya.
Under 21 :
2011 yılında İsviçre'de olan turnuva. Şampiyon finalde İsviçre'yi 2-0 yenen İspanya.
Under 19 :
2007 Şampiyon İspanya
2010 Finalist İspanya
2011 Şampiyon İspanya
Under 17 : 
2007 Şampiyon İspanya
2008 Şampiyon İspanya
2010 Finalist İspanya
Futsal :
2007 Şampiyon İspanya
2010 Şampiyon İspanya

Kulüpler bazında bakarsak eğer olaya ;
Şampiyonlar Ligi : 
2009 Şampiyon Barcelona
2011 Şampiyon Barcelona
UEFA Avrupa Ligi :
2007 Şampiyon Sevilla
2007 Finalist Espanyol
2010 Şampiyon Atletico Madrid
2012 Şampiyon Atletico Madrid
2012 Finalist Athletic Bilbao
UEFA Süper Kupa :
2007 Finalist Sevilla
2009 Şampiyon Barcelona
2010 Şampiyon Atletico Madrid
2011 Şampiyon Barcelona
Futsal Cup : 
2009 Şampiyon Interviu

Ben sıkıldım yemin ederim şampiyon yazmaktan. İşte 84 senesinde İspanya'nın elinden aldığı o kupayı Platini seneler içinde gani gani geri vermiş. Ama yani çalışan kazanır arkadaş. şöyle toplarsak;
18 şampiyonluk, 5 finalistlik gibi bu kısa sürede inanılmaz derecede başarı. Katıldıkları turnuvalarda kendilerini epeyce belli etmişler İspanyol, Endülüslü, Basklı, Katalunyalı arkadaşlarımız. Onları kutlarız, başarılarınında devamını dileriz. Ama en başta en büyük uğurlu at nalları Platini'ninde görevden ayrılmaması lazım.

17 Şubat 2011 Perşembe

The Gunners: 2 - Barça : 1

* Gollü beraberlik beklediğim maçta yanıldım, Arsenal bu maçla 4. oldu. Sevilla, Hercules, Real Betis ve Arsenal. Barcelona'yı yenmeyi becerebilen hatta becerebilen 4 delikanlı.
* Maç başlar başlamaz ilk ayrıntıyı farkettim. İlker Yasin ft. Türkiye'nin Barcelona'sı Manisaspor hocası Hikmet Karaman.
* Ayrıca hala hep aklımda, şu kısa kollu forma giyip içine uzun kollu dalgayı neden giyerler, uzun kollu forma giyemiyonmu, pişikmi yapıyor, rahatsızmı ediyor. Sanırsam Pique eksik bütün Barcelona rahatsız uzun kolludan.
* Maça gelirsek kimse bana Barcelona Puyol'un eksikliğini hissetti demesin. Aranmadı bile sahada, hissetmedim bile yani.
* Aslında bakılırsa beklediğim bir ev sahibi Arsenal maçıydı bu, hatta Emirates maçı, bir Barcelona değil yani. Ben şu Arsenal'in bir kez olsu sıkıcı oynadığını görmedim, heleki bu sahada. Barcelona'yı aynı kefeye koymuyorum bile, adamlar oynuyor deyip parantezi hemen açıp kapatalım.
* Maç başladığı gibi oyun öyle bir akıcı oynandıki dakika 30 olduğunu bile farketmedim. Hayatımdan sessiz sedasız 30 dakikamı çaldı şerefsizler, farkettirmeden.
* Barcelona bildiğiniz, bildiğimiz Barcelona. Ayağa tek top, tak tak tak ara pas kaleciyle karşı karşıya.
* Messi'nin bugün bencilliği cidden üstündeydi. İlk kaçırdığı pozisyonda kaleciyi yatırıp hemen aşırtcağına bir iki adım atıp vursa o anda skor 1-0 olurdu. 2. yarı pas atmayıp illa kaleye ben vurcam'larını saymıyorum bile.
* Gole klasik Barcelona golü desem kızan olmaz sanırsam bana. Ver arapası, kal kaleciyle karşı karşıya, vur topa, tabela değişsin.
* Sahada aslında bugün garip bir oyun vardı. Barcelona top çeviriyor, yarı sahada paslaşıyor, Arsenal'lilerin içinden sıyrılıyor (sadece defans önüne kadar), Arsenal'lilerden bir top kapma sevdası, pres, ikili mücadele oldukça az. Resmen Barcelonalı futbolcuları izliyorlardı ve denk gelen topları kazandılar. Zate bir ara ekranda gözüken paslarda Barcelona 400 küsur, Arsenal 200 küsur pas yapmıştı, yarı yarıya.
* Herhangi bir Türk takımınla karşılaşsaydı bu akşam, bizimkiler Arsenal gibi izleyip kontrollü oynamaz, top kapmaya çalışır, pres yapar, baskı yapayım derken hoop bi arapas, sonra yapma Volkan 4-0 :)
* Alexandre Song a.k.a Abel Xavier oldukça sert oynadı, duruldu. Genç çocuktur, amcası gibi aynı kandan demek.
* Arsenal bu karşının yüklenmelerine rağmen kontralarla pozisyon bulcak dedim dedim, netekim tamam kontra olmasada ani gelişen pozisyonlarda yazdılar gittiler.
* Çok bağırdım Arsenal gol atınca aq. bana ne oluyosa.
* Van Persie'nin golünde Valdes'e hiç bok atmayın. Kalite kokan bi goldü. İçerdeki diğer Arsenal'liye bakarak girdi içeri Valdes'de ona pozisyon alırken gol geldi. Bu arada golü izleyenler görmüştür tekrarda, görmeyenlerde izlesin Persie kaleye vururken hiç bakmadı bile kaleye.
* Arshavin attı zaten klasik tabir "sustu ibneler". Bu golde hatalı olan varsa, yoksada bok atcaksanız birine atabilirsiniz meydan boş.
* Arshavin'i ne zaman görsem aklıma Nike reklamı gelir. Düşme, asla pes etme. Etmedi 2-1 yaptı.
* Arsenal taraftarı, seyircisi, çiğdem vs. çekirdekçisi artık hangi profile koyarsanız koyun ben anladım bugün iyi güncü olduklarını. Gerideyken hiç bir şey yok öne geçince atkılar fora.
* Ulan maç başladı bu ne sükunet. Sahadaki adamların ederleri Dünyadaki kaç tane ülkenin ederinden pahalı. Oturarak maçmı izlenir be, benim içim sıkıldı. Kale arkasından bağırsan diğer kale arkasındaki ne bağırıyon der adama, sessizce osursan bile bütün stad duyar rezil olursun.
* Olayı İlker Yasin'le bitirmek gerekir. Hadisesiz bir maçı yok maşallah. Theo Walkıt. Bundan sonra böyle. Ayrıca o otobüsü park etme muhabbeti. Ne otobüsmüş be arkadaş, illallah dedim, sus artık sus.
* Maçın en önemli olayı, ne Kırmızılıların başının altından çıktı nede Katalanların. Mikrofon sesi kısık olduğu halde duyulan Hikmet Karama'nın sesidir arkadaş. Messi, Daniel Alves'e pas atar veeee ;
Hikmet hoca : Pasa bak be.
* Göt olabilme pahasına Barcelona her türlü turlar diyorum ve Nokta.

Arsenal 2 - 1 Barcelona
78' Van Persie
83' Arshavin
-----
26' Villa

@ Arsenal Stadium (Emirates)

24 Kasım 2010 Çarşamba

Yes Totti, Yes Party

Bayern, Olimpico'da 2-0 önde. İkinci yarıda 49 Borriello, 81 De Rossi ve dakika 84 penaltı. Her kaptanın gemisini kurtarmak zorunda olmasını bir kez daha anlamış olduk. Totti penaltıyı gole çevirir ve masal 3-2 Roma galibiyetiyle sona erer.

26 Ağustos 2010 Perşembe

Şampiyonlar Ligi Başlasın

Dün ve bu akşam oynanan play - off maçlarıyla Şampiyonlar Ligiciler sayılarını 32'ye tamamladı, yarınki kura çekimini beklemeye başladılar. Dün akşam Anderlecht - Partizan ve Sampdoria - Werder maçları uzatmalar sonucu deplasmancılara güldü. Gecenin süprizini ise, senelerdir Şampiyonlar Ligi'nde göümüzün alıştığı Sevilla'nın Braga'ya elenmesiydi. Play - off'ların sürklase sonucunu ise bu akşam Tottenham yaptı. Fenerbahçe'nin Fazıl Say'ca anlaşılamayan yavşaklıkla İsviçre köy takımı Young Boys'a elenmesiyle ki bencede sonuna kadar haklıdır bu konuda, ilk maçı 3-2 kazanıp bütün flaşları üzerine çeken Young Boys, White Hart Line'den 4 tane yiyip evine yollandı. 3'ü süper yetenek forvet Crouch'tan. Gerçekten tebrikler. Ajax Dinamo Kiev'i, Auxerre Zenit'i, Kopenhag Rosenborg'u ve en kebab eşleşmede Zilina, Sparta Prag'ı hallettiler.
Kura çekimi yarın 18.45 klasik olmuş olan Monaco'da çekilecek. Bu hafta sonuda sanırsam Süper kupa finali olur. Torbalar belli. Bursaspor'umuz en düşük puanla en son sırada. Son sırada olmaları sanırım Bursa'lıları pek korkutmuyordur açıkcası. 2012'de Şampiyonlar Liginde diye başlayan tezahüratları 2011 yılında, bir yıl erken gerçekleşmiş olmanın mutluluğu yeter zaten. Real Madrid 2. torbada, 1. torba zaten zorlar var. Belkide Bursaspor baya bi ateşe düşebilir. Ki istedikleride bu değilmi zaten. Torbalarımızı görelim, yarında godoman beyler kurala sıralasın, Wembley'ciler hazırlansın ;
1. Torba
Inter, Barcelona, Manchester United, Chelsea, Arsenal, Bayern München, AC Milan, Olympique Lyonnais
2. Torba
Werder Bremen, Real Madrid, AS Roma, Shakhtar Donetsk, Benfica, Valencia, Olympique de Marseille, Panathinaikos
3. Torba
Tottenham, Rangers, Ajax, Schalke 04, Basel, Braga, Kobenhavn, Spartak Moskva
4. Torba
Hapoel Tel-Aviv, Twente, Rubin Kazan, Auxerre, Cluj, Partizan, Zilina, Bursaspor

7 Ağustos 2010 Cumartesi

Şampiyonlar Ligi Play - Off

Şampiyonlar Kurası

Salzburg - Hapoel Tel - Aviv
Rosenborg - Kobenhavn
Basel - Sheriff
Sparta Praha - Zilina
Partizan - Anderlecht

Lig Kurası

Young Boys - Tottenham Hotspurs
Braga - Sevilla
Werder Bremen - Sampdoria
Zenit - Auxerre
Dynamo Kiev - Ajax

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Final 2010

FC Bayern München - FC Internazionale
Santiago Bernabeu, @ Madrid
21,45 - Star

FC Bayern München
Butt
Lahm - Van Buyten - Demichelis - Badstuber
Robben -- Schweinsteiger - Van Bommel - Hamit
Müller - Olic
Luis Van Gaal

FC Internazionale
Cesar
Chivu - Samuel - Lucio - Maicon
Cambiasso - Zanetti
Pandev - Sneijder - Eto'o
Milito
Jose Mourinho

29 Nisan 2010 Perşembe

The Final

Special One

Galiptir Bu Yolda Mağlup

Ve sonunda beklediğim olay oldu, Inter adını finale yazdırdı. Uzun lafın kısası Barcelona elendi desekte makbuldür. Maç başındaki kareografi görülmeye değerdi. Kareografiler için tek sevmediğim konu çık kısa sürüyorlar, okadara uğraş sadece saniyeler yada sınırlı dakikalar için yapılıyor ama malesef bu olayın kuralı, kitabı, raconu, böyle mecburuz yani.

Maç başında Inter'in oyun düzenini saha yapısını tahmin etmek hiçte zor değildi. İlk maçtaki 3-1'lik galibiyet bile turu garanti hale getirmemişti. Karşısında nede olsa Barcelona var, istediği skoru alıp finale gidecek cinsten bi takım. Vakit geçirmeli, geriye dayalı bir oyun anlayışı vardı Mourinho'nun takımında. İleri ikilideki Eto'o ve Milito bile orta sahaya monteli bir şekilde oynadılar, yani kağıt üzerinde çift forvetlerdi. Maçın başlamasıyla beraber Maicon'un sözde sakatlığı ve haliyle zaman geçirmek için elinden geleni yapan Julio Cesar yavaşlatıcı adam olduklarını hemen belli ettiler. Cesar yavaş hareketlerinin ödülünü hakemden almakta geç kalmadıda. Maicon demişken, ben bu adamın bukadar silik performans ile ilk defa izledim. Pedro'ya çoğu pozisyonda hep yol verdi.

İlk maçtan sonra Barcelona'yı gazlama amaçlı 2 gollü, 2'nin içinde olduğu başarı ve kazandıkları ile iyice şişirme ve gazlama politikası tutmadı. İyice takımı maça odaklamaya çalışırlarken, ya çok fazla yüklenme yaptılar yada bu maç Mourinho'nun başarısı oldu. Maçın başından sonuna kadar sahada oynayan Barcelona'ydı. Yapan, eden bir tek onlardı. İzleyenler zaten gördüler, Barcelona'nın tek eksiği katı Inter savunmasını açabilecek bir kilitleri olmadığıydı. Bu maç bana Ronaldinho, Deco, Giuly, Eto'o ve Rijkaard'ın başında olduğu zaman 2005'teki Şampiyonlar Ligi 2. tur rövanşında bu sahada oynadıkları Chelsea maçını hatırlattı. Oyun yapısı aynıydı. Chelsea başında yine Mourinho vardı. Barcelona yine aynı sistem ile oynuyordu, maç yine bu şekilde oynanıyordu. Oynayan Barcelona ve kapanan Chelsea şeklinde. Bir tek Maxi Lopez'in kilidi kırdığı, Eto'o'nun turu getiren golü eksikti. Yukarıdan aşağıya paslaşan ve aralara sızan arkadaşların gol attırmak için çabalayan Hilal taktiği Barcelona'sı ve sonunda Pique'nin golü. Çok iyi bir gol attı, işlerine yaramasada böyle güzel bir gol gördük. Hilal taktiği meyvesi bi gol. Aldı, stop etti, döndü, yatırdı, boş kaleye vurdu. Adı gibi golde pike çekti mübarek.

Daha maçın başı sayılacak bi dakikada 10 kişi kalınca Inter, en soğuk kanlı kişi yine Mourinho'du. Elleri fazla serbest olan Motta, tokadı Basquets'se çakınca kırmızıyıda gördü, kartı hemen ardından Basquets'in ensesine sarılıp ne yapmaya çalışıyon sen yalancı gibisinden sinirle saldırdı. Daha çok kavga beklediğim maçta nadir tartışmalardandı. Şimdi Motta final biletinide kaybetti, bence en çok ona sinir olmuştur o pozisyonda, ki Ribery'de yok finalde Bayern adına. 10 kişi kalınca Inter, Barcelona'nın ekmeğine yağ sürüldüğünü sananlar yanıldılar. Zaten kapanan, geri yaslanık olan Inter iyice katılaştı, iyice yaslandı. Kilit açılmayınca Skor 1-0'a tıkandı öylede bitti, tıkandı demeyelim golde geç geldi zaten.

Belkide bu sezon Barcelona'nın en çok istediği şey, La Liga şampiyonluğundan çok Real Madrid'in sahasında Finali oynanacak olan Şampiyonlar Ligi kupasıydı. Bütün planlar Madrid finaline göre yapıldı, basın gazı verdi, Real Madrid birde erken elenince, iş daha çok iç gıcıklar olmuştu. Finali haketmeyi bırakın kupayı kazanacak en büyük favoriydi Barcelona, iyice korktu Real'liler ama korktukları başlarına gelmedi malesef. Şuan Marca sitesindeki habere göre, Real Madrid'liler Madrid'in La Cibeles meydanında kutlama yapıyorlar. Barcelona'nın final fantezisi olmasa bile, Benim final fantezim gerçekleşti. Sezon başında kadro eritme çabasıyla takımdan yaka paça gönderilen iki eski Real'li Robben ve Sneijder, eski stadlarında farklı formalarla karşı karşıya gelecekler Avrupa'nın en büyüğü olmak için. Kader. Benim Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu için favorim Inter, ama unutmayalım top yuvarlaktır.

Ve son olarak Samuel Eto'o. Onunda kaderinde yıllardır top oynadığı sahada, başka formayla sevinmek varmış.

26 Nisan 2010 Pazartesi

Herkes Camp Nou'ya

Çarşamba akşamı malumunuz Barcelona ve Inter 3-1'in rövanşında, Camp Nou'da rövanşa çıkacaklar. Hafta sonu oynanan maçta Barçalı futbolcular yukarıdaki resmin basılı olduğu tişörtler giyerek sahaya çıktılar. Çarşamba akşamı herkezi Camp Nou'ya beklediklerini belirttiler. Barcelona aşırı konsantrasyon ile maça inanmış durumda, ama diğer tarafta ise Mourinho var, yani fazla uçmamak gerek bir yerde.
Çarşamba akşamı ise Barça tribünlerinde, yönetim destekli güzel bir kareo çalışmasıda olacakmış, aynı aşağıdaki gibi.

22 Nisan 2010 Perşembe

Yarı Final Kareografileri


Star ve Şampiyonlar Ligi Zevki

Inter - Barcelona maçında, bizi Papatyam dizisine mahküm eden Star'a ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu kanalın yöneticileri yahu bu kadar salakmı bu maçı vermezler, biliyoruz amaçlarını, Dsmart aldırmak ama haklı soğuttukça neyin peşindesiniz ki. Maçın İspanya'daki yayıncı kuruluşu TVE sezon rekorunu kırdı. Maçı ortalama 9 milyon kişi izlemiş İspanya içinde. Bu hem seznonun en çok izlenme oranı, hemde sezonun en çok izlenen maçı olmuş. Bizdede Papatyam küfür rekorları kırdı.

Tarihten Bir Sayfa

Blog Widget by LinkWithin