Kemer - Şirinyer arası banliyo hattı. Nedense bir anda aklıma geldi, bir kaç saat önce çay ocağında oturuken arkadaş başını omzuma yaslayınca. Zaman akıp geçiyor, 3 - 4 dakikalık birşeyde olsa.
boşuna çırpınışlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boşuna çırpınışlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Temmuz 2011 Cumartesi
Kemer - Şirinyer
Kemer - Şirinyer arası banliyo hattı. Nedense bir anda aklıma geldi, bir kaç saat önce çay ocağında oturuken arkadaş başını omzuma yaslayınca. Zaman akıp geçiyor, 3 - 4 dakikalık birşeyde olsa.
Etiketler:
boşuna çırpınışlar,
inleyen nağmeler
23 Şubat 2011 Çarşamba
sapıtmak
Sapıtmak nedir? yada belki sapıtmak değildir bu ama sapıtmaktır ya bence. Vedalaşmak, son defa sarılmak, burnunun sızlaması, arkanı dönüp mecbur gitmek, kimbilir bir daha ohooo ne zaman görme düşüncesi, hiç görememe olasılığı, geldiğinde taş taş üzerinde bulamamaya inanmak, hatta bilmek, arkanı dönüp son defa bakmaya götünün yememesi falan hepsini topla eşittir sapıtmak. Nasılmı ?Garip bi hal işte, sola döneceğine sağa dönmek, 10 dakika boyunca bilinçsizce yürümek, evet gerçekten bilinçsizce yürümek, sigara yakmış olduğunu farketmek, sonuna gelince farketmek, sonra kendine gelmek, kendi kendine nereye gidiyorum ben ya demek, geri dönüp trene binmek.
Neyse artık ben sevemedim seni beni sevdiğin şekilde. Kaderimiz buymuş. Hani en kral laf varya bana göre '' Herkezin inandığı bir şey vardır .........'' diye başlayıp devam eden, öyle işte. Annem, babam ve Efem hariç ben kimseyi sevmedim senin kadar şu hayatımda. Hoşçakal güzel yüzlü artık, bu sefer çoook uzunca bir ara. Bıraktıpta bulamıcağım şeylerin ilk sırasında sen varsın zaten. İyi dilekler, iyi laflar falan hepsi faso fiso, boşver artık ne dense boş.
Peki ya şu metroyu beraber beklerken ayağımın dibinde bulduğum kalp şeklindeki magnet. Hayat benle gerçekten harbi harbi taşşak geçiyor ya.
Bişi sorcam; siz hiç bir karış dibinizde oturan birisiyle aslında aranızdaki mesafenin o bir karış değilde dünyanın öbür ucu olduğunu hiç farkettinizmi ? İnatla yaklaşmaya çalıştım hep, yaklaştıkça uzaklaştı, yaklaştıkça uzaklaştı. Şimdi şöyle bakıyorumda bütün olanlar aslında olmayanlar için, hiç ama hiç pişman değilim. Bir daha olsa bir daha severim.
10 Şubat 2011 Perşembe
c.y.
Keşke hep masum kalsaydın benim için,
Uzaktan ve duvarlara dayanarak izleseydim seni.
Keşke tanışmamıza hiç fırsat olmasaydı.
Ve seni hayatıma şeker misali karıştırmasaydım.
Hayat kavramım senden ibaret olmasaydı keşke.
Seni hayatımın öznesi yaptımda ne oldu ?
Her gece bir acı, her anımda yaralı bir kalp...
Öznesi olmayan bir hayata mahkum bir nesne kaldım sayende.
Oysa ne kadar masumdun önceleri,
Bir gülerdin dünya gülerdi sanki.
Kazara göz göze gelsek yıkılırdı içim.
Öpülesi bir el uzanırdı tenime,
Dokunurdu içime işlercesine.
Ne güzeldi eskiden, uzaktan seyreder,
En yakınlarıma anlatırdım seni.
Ne masumdun sen bana.
Aniden çıkınca karşıma,
Yağmuruna kavuşmuş toprak misali sevindi yüreğim.
c.y.
Ve özür dilerim seni hala sevememeyi beceremediğim için. Nokta
Uzaktan ve duvarlara dayanarak izleseydim seni.
Keşke tanışmamıza hiç fırsat olmasaydı.
Ve seni hayatıma şeker misali karıştırmasaydım.
Hayat kavramım senden ibaret olmasaydı keşke.
Seni hayatımın öznesi yaptımda ne oldu ?
Her gece bir acı, her anımda yaralı bir kalp...
Öznesi olmayan bir hayata mahkum bir nesne kaldım sayende.
Oysa ne kadar masumdun önceleri,
Bir gülerdin dünya gülerdi sanki.
Kazara göz göze gelsek yıkılırdı içim.
Öpülesi bir el uzanırdı tenime,
Dokunurdu içime işlercesine.
Ne güzeldi eskiden, uzaktan seyreder,
En yakınlarıma anlatırdım seni.
Ne masumdun sen bana.
Aniden çıkınca karşıma,
Yağmuruna kavuşmuş toprak misali sevindi yüreğim.
c.y.
Ve özür dilerim seni hala sevememeyi beceremediğim için. Nokta
Etiketler:
boşuna çırpınışlar,
inleyen nağmeler
1 Aralık 2010 Çarşamba
Kasımlar Güzeldi-R
Kasımdı, güzeldi, eskidendi çok eskiden. Belki güzeldir kasımlar hala yada belki güzeldi kasımlar eskiden. Cevabını hiçbir zaman bulamıycam. Hatta kendi bildiğim cevabıda hiçbir zaman söylemiycem. Kasım bitti, 1 saat oluyor. Hadi Love Hurts dinleyelim o zaman, çenemizi artık kapatarak. Kapatalım değilmi.
Etiketler:
boşuna çırpınışlar,
inleyen nağmeler
17 Ağustos 2010 Salı
Finish
Vee vee veee. Uzatmaları oynanan bi sevdanın, bir aşkın, bir dostluğun, bir arkadaşlığın dün akşam son düdüğünü mecburen çalmak zorunda kaldım, kaldık. Anladımki dahada uzatıp can sıkmak, karşımdakini üften püften muhabetlerle kapışma noktasına getirmek, yada ne bileyim okadar çok şey varki bu yaşanmamışlıklar ormanında, zor oldu gözümü karartıp bunları ona, içime sarmaşık gibi dolanan birine söylemek. Haa diyebilirdim, " seni seviyorum, bundan sanane diye ". Olan her türlü bana olurdu, zaten yine bana olacakta ilk değil çünkü. 2 gün, 3 gün sonra herkez hayatına kaldığı yerden devam eder. Çok ciddiyim herşey okadar soğumuştuki, hortladı. 2 haftadır siktirolup gittiğini sandığım şey hortladı. Bunu benmi yaptım ? Hayır. Kendime bu kötülüğü yapmıcağımı çok iyi biliyorum. Neyse olan oldu. İçi rahattır şuan, gerçekten istediği buydu, herşeyi ona yıkmıyorum ama istediği buydu. Hoşçakal dedik, hoşçakalalım dedik ve en kötüsü helalleştik. Hayatımda en çok istediğim kişi ile helalleştik, deli gibi aşık olduğum kişi ile helalleştik, yanında olduğumda bambaşka bi boyutta olduğum kız ile helalleştik. Kapattık birbirimiz, yokuz artık, kimse kimsede yok. Yaşadığım şeyi 2. defa yaşadım bu sabah, bugünde ruhum çırılçıplak uyandı, üzerimde bastıran o ağır hissiyatla. Uzun uzadıya yazmaya gerek yok artık. Bir daha bu konuyu buraya yazmam bitti diyordum, sanırsam bu son. Ne gelirse sanmaktan geldi ya başıma. Beni sevmeyen, beni sevemeyen, beni ne yaparsa yapsın sevmiyeceğini söylesede, ta en başından ben bunların hepsinin farkındadım, bile bile ben isteyerek oldu bunlar. Sevemezdi beni sevmedide, sevmeye çalıştım dedi o gerçekten en klasik masal, en gerçeği ise sevemem seni işte. İşte sormadığım soramadığım iki soru var sadece kafamda cevaplanmayan. Niçin sevmeye çalıştında sevemedin, neden sevemeyeceksin diye. İşte bunların cevabı yok. Zaten aşık olan birine başkasını sevdiremezsin, Neyse neyse neyse işte. Bi şey, kapandı işte dün gece. Belki bir şey değil, binlerce şey kapandı dün akşam. Kader filmi neyin ne olduğunu çok güzel anlatmıştı bana, anlamak istememiştim. Hele o, Herkezin inandığı bir şey vardır şu amına koydumun hayatında benimkide sensin ne yapayım sözü. Başıma dank eden balyozlar o akşam, filmin şarkısı seni yar ederim ellere seve seve falan. Filmin konusunla pek yaşadıklarım örtüşmesede, o filmde ben vardım, o da vardı, oda vardı. Burda çok yazdım şarkıları birebir yaşadım diye. Özcan Denizin söylediği, Niran Ünsalın daha güzel söylediği, Haktan'ın ise bambaşka boyutlara götürttüğü Nasip Değilmiş şarkısını meğersem yazmaya ben başlamışım. Dün akşam bitirdim o şarkıyı. Üstüme işledi. Çok kullanırdık zaten nasip değilmiş sözünü. Şarkıyı buraya yazmama gerek yok, şarkının son dizeni yazayım yeter. Son dizesi işte dün akşam yazıldı;rahat uyu yar sana hakkımı helal ettim
O güzel şarkıda benim gibi bitti işte dün akşam. Zamanla neler olur bilmiyorum artık, kafam göt gibi. Sikeyim yani cidden sikeyim. Ne güzel toparlanmıştım, dağıldım yine etrafa. Toparlanmam uzun sürecek gibi, anasını sikeyim.
Diyecek hiçbirşeyim yok, diyeceklerimi dün akşam dedim, aslında diyemedim, demiş kadar oldum. Ağzımı bozmak istemiyorum buraya yazarak. Yayında ve yapımda emeği geçen herkeze grazie, grazie, grazie. Nokta, bitti, sanmıyorumdur işallah. Resme gelirsek, kasti yapılmış bi faul, ve kırmızı kart, bayan hakem memedi artık sonsuza kadar oyundan attı. Formasını çıkarttı, eline alarak sahayı terkediyor, 3, 5 kişinin alkışı arasında.
6 Ağustos 2010 Cuma
k.i.
hacivat adamlar zülfikar kemiğiyle lades tutuşurdu
denize kusarlardı; yosun tutuşur, karides tutuşurdu
elele tutuşurduk, kimse susmazdı, susmak olmazdı
istanbul’da bir asit şişesi kırılırdı
bir çocuk kapıyı açıp laciverde girerdi
dudaklarından öperdim, başım derde girerdi
ve bir ayna şarkı söylemeye başlardı olduğu yerde
örneğin sarıyer’de: Bir börekçi aniden küçümsenirdi
çay bardaklarıyla asya’nın en eski haritası çizilirdi
seni düşlerdik tüm belleğimizle
acı çizilirdi, et çizilirdi, kafatası çizilirdi!
bir vapura binerdik, yüzümüz üstümüz limon ağacı
her iskele biraz daha uzak, her aşk biraz daha latince
iki parmak daktilo yazar gibi kopuk kopuk
iki sözcükle gözlerine yazardım kendimi
acemice!
ve bayram harçlıklarımı, açlıklarımı düşürmüş olurdum böylece!
sen ise
gençliğini, hep çocukluğunu düşürmüşsün
diyelim gece, diyelim alelacele yalnızsın
diyelim ki oturup beni düşünmüşsün
ağlamışsın gride biraz siyah, biraz beyaz arar gibi
yeşilde mavi yok oysa, sarı hiç yok!
beni düşünmüşsün saçlarını akordeonlarla tarar gibi
küçücük bir kız gibi
küçücük bir delikanlı gibi
küçük bir yaradaki büyük bir kabuk gibi
büyük bir yaradaki küçük bir kabuk gibi
kanar gibi, kanatır gibi, birlikte kanar gibi beni düşünmüşsün!
ecel olur gelirim sana artık adressiz bir zarf gibi
zarfı yalayıp kapatırken dudaklarımı kağıtla keser gibi
çünkü ben orda celladım, biraz katil
seri haldeyim sana, paralel haldeyim
bütün suçlar üstüme yıkıldı, hataların altında kaldım
hayatım hayatına düşüp patlamayan
hayali bir bomba gibi!
k.i.
denize kusarlardı; yosun tutuşur, karides tutuşurdu
elele tutuşurduk, kimse susmazdı, susmak olmazdı
istanbul’da bir asit şişesi kırılırdı
bir çocuk kapıyı açıp laciverde girerdi
dudaklarından öperdim, başım derde girerdi
ve bir ayna şarkı söylemeye başlardı olduğu yerde
örneğin sarıyer’de: Bir börekçi aniden küçümsenirdi
çay bardaklarıyla asya’nın en eski haritası çizilirdi
seni düşlerdik tüm belleğimizle
acı çizilirdi, et çizilirdi, kafatası çizilirdi!
bir vapura binerdik, yüzümüz üstümüz limon ağacı
her iskele biraz daha uzak, her aşk biraz daha latince
iki parmak daktilo yazar gibi kopuk kopuk
iki sözcükle gözlerine yazardım kendimi
acemice!
ve bayram harçlıklarımı, açlıklarımı düşürmüş olurdum böylece!
sen ise
gençliğini, hep çocukluğunu düşürmüşsün
diyelim gece, diyelim alelacele yalnızsın
diyelim ki oturup beni düşünmüşsün
ağlamışsın gride biraz siyah, biraz beyaz arar gibi
yeşilde mavi yok oysa, sarı hiç yok!
beni düşünmüşsün saçlarını akordeonlarla tarar gibi
küçücük bir kız gibi
küçücük bir delikanlı gibi
küçük bir yaradaki büyük bir kabuk gibi
büyük bir yaradaki küçük bir kabuk gibi
kanar gibi, kanatır gibi, birlikte kanar gibi beni düşünmüşsün!
ecel olur gelirim sana artık adressiz bir zarf gibi
zarfı yalayıp kapatırken dudaklarımı kağıtla keser gibi
çünkü ben orda celladım, biraz katil
seri haldeyim sana, paralel haldeyim
bütün suçlar üstüme yıkıldı, hataların altında kaldım
hayatım hayatına düşüp patlamayan
hayali bir bomba gibi!
k.i.
Etiketler:
boşuna çırpınışlar,
inleyen nağmeler
4 Ağustos 2010 Çarşamba
Rengi Başka, Tadı Başka
Aşırı derecede isteksizlik, fazlasıyla hemde, o şekilde gittim. Salaklık bir nevi dersek cuk oturmanın en güzeli olur. Yolda içime doğdu zaten bütün sinirim gidecek yerine anlamsız okadar çok şey geleceği. Gitti ve geldi yani bu doğanlar. Ama bu gelenlerin nası bir duygu olduğu daha hala anlayabilmiş yada adlandırabilmiş değilim. Ama illaki kendime biraz dokundurmak isteyecek olursam, olmuyorsa zorlamayacaksın, olay bu. Çünkü istediğim bu değildi, rengi başka, tadı başka. Kurtarılcaklar vardı, onun için gittim, gönül olsun diye. Kurtarıldımı kurtarılacak olanlar, inan umrumda değildi ama Allah belamı versin diyerek kapatıyorum bu konuyu bu blogda.edit: canım sıkıldı aq. gene burdayım.
29 Temmuz 2010 Perşembe
Şimdiiii
Olayımız gerizekalı bir olay olduğu için resmide aynı o şekilde seçmeyi uygun buldum özür dilerim. Malumunuz konumuz 29. Çok olmuştu buraya uğramayalı. Uzun zamandır tarifeli uçağa binip gitti sanar olmuştum içimde meğersem gitmemiş gider gibi yapmış sanırsam. Kendime acayip derecede sinirliyim, yada hislerin çalkışması olayı var gibi içimde. Çoktandır iplemediğim konu, rahatım dediğim konu, meğersem fazla konuşmamaktan kaynaklanıyormuş. Klavye başına bir geçtik, bir denk geldik yani buzlar çözüldü sanki. Neleri atlatmadımki ben, bunuda elbet bir gün ama çabuk olursa iyi olacak artık. Şimdi işin asıl tav edici kısmına gelirsek, arkadaşlığımızı kurtaramazmıyız sorusuna ithafen, biz neyizki neyi kurtaralım cevabı. Hayır yalanda değil, arkadaşız biz, daha fazlası olamadık olamayızda. Bunu sen istemiştin mecburen bu yani. Ve bu kelimeye ithafen dökülenler aynen şöyle yolun karşı tarafında. Aynen şöyle;Facebook'taki not,
--- Adam sordu: En sevdiğim olur musun?
Kadın dedi ki: olmaz sadece dostumsun...Adam, soruya soruyla karşılık verdi: Peki, ya ben senin
hayatımın en güzel en anlamlı en çok yakışan insanı olmanı hiç bir şeyi
istemediğim kadar çok istediğimi söylersem, Ya senin o olduğunu ta
yüreğimde hissediyor ve adının adımla anılmasını hiçbir şeye değişmem
dersem yine dostluğumu mu seçersin?
Kadın ise sadece sustu ve ağladı...
Adama da gitmek kaldı...
Msn iletileri,
--- düştüğüm hallere bak...yuh bana!!!
--- düştüğüm hallere bak...inanamıyorum!!!
--- gücüme gidiyor kurduğun cümleler,düştüğüm hallere inanamıyorum!!!
Haa bu yazılanlar bana veyahut bir başkasına, ki açıkcası gram sikimde değil belirtmek gerekirse. Bunları okursun yada okumazsın bilemiyorum artık. Ayrıcana buluşup konuşmak, dostluğumuzun kurtulması falan ne bileyim abes geliyor bana, gerçekten biz neyizki biz neyi kurtaralım. Yada daha abes olmak gerekirse sen bana yar olmadın, dost nasıl olacaksın.
Kusura bakma 29 çok sığ beyinliyim, gerçekten aşırı derecede hemde, ama bu sana göre öyle, inan bana. Ben her zaman senin iyiliğini istedim, söyledim ve sen beni bir kez olsun sikleyip dinlemedin yada dediğin gibi bana aksedemedin bunları. Çok kez dayak yemekten beter ettin, yolun açık olsun deyip yol verdin, dost gibi hiçbir şeyi kopartıp gidemedim. Belki bunu içimdeki aşk yaptı ama,( ister inan, inanma umrumda değil ) ben senden daha dosttum güzel yüzlüm.
22 Nisan 2010 Perşembe
8 Nisan 2010 Perşembe
Bazen... #1
Aşk... bazen 5 santim yanında oturup, aslında farklı dünyalarda olduğunu anlamaktır. Peki bunun herhangi bir manası varmı ?
Videoda Kaan çok güzel söylüyor :
- Yoooookkk
Etiketler:
boşuna çırpınışlar,
inleyen nağmeler
7 Ocak 2010 Perşembe
Alkol ve Gerçeklik
Garip günler, acayipleşmeler, duyduklarım ama artık sadece güldüğüm şeyler ve takmadığım onlarca şey. Şey işte herşey mesela. Takmayacaksın ki rahat olacaksın, yada öyle olduğunu sanacaksın. Galiba şuan sanıyorum yanılmıyorsam ama vaziyet iyiyken tekerleğin ne zaman patlayacağını beklemek daha güzel. Her akşam biri gelir, ardından diğeri. Sonra biri gider ardından değil anında diğeride gider. Tek kelime etmeden. Aaa dersin, hassiktir lan banane dersin ve hatta kdv'si olarakta bi dolu küfürle beraber. Nabayım içimden geliyor. Üzgünüm, çok klişe ve etkisiz bi laf ama üzgünüm işte ettiğim küfürler için. Yada üzgünmü görünüyorum sadece ne ?Her sabah uyandığımda kafamın içinde biri play tuşuna basıyor. Anında başlıyor şarkı. Hergün ayrı bişey, bir dahaki günlerde çalmamak üzere. Dükkan yolunda içimde son ses, ta ki kapıdan girene kadar anında stop'a basılıyor. Hayırdır neyin alametidir buysa artık.
Aslında ekşisözlükte gördüğüm bi paragrafın cümlesini yazacaktım buraya ama konu döküldükçe toparlandı. Fon olsun diye Istanblue'yi seçtim. Sloganı gibi gerçekten istanblue seviyorum. İsteyen istediği gibi içebilir umrum olmaz, ama vişnesiz gitmez bu. Vişneyle beraber içeceksin, dişlerinin arasından çekeceksin, tatları farkedeceksin vişneyide votkayıda, boğazından geçerken hafif bir yanma yada hafif bir acı tat. Sevda işte. İster sevda, ister bu güzelliğin bıraktığı tat. Her ne boksa artık.
Alkol kötülükmüdür ??? Çokbilmişler evet kötülük, kötülüğün anası vs. vs. vs. Sanane değilmi, içersende içmesende. Az önce bahsettiğim paragraftaki cümleye yada cümleler bütününe gelelim. Aslında şimdiye kadar sebepli sadece 1 sefer içtim, o da lanet olsun ki çok kötü bi güne denk geldi. Ne yapayım, bişi duymuşun, bişi söylemişin, garip bi tepki ve kovalanma temalı bi siktirediş yemişim. Kafa bu kadar bozuk olunca içersin işte. Hani derler ya kafan bozuksa 1 bira bile halleder adamı diye, peki 3 şarap 1 istanblue bana birşey yapmadıda, yanımdaki 2 kişiyi maymunun kralı yaptı ??? Delikanlı bira, hatta 1 bira nerdesin haneyy. Neyse uzatmayalım cümle dedik, yine sardık bişeylere konuyu. Ekşide tek girdiğim sayfa var. 17 sayfa yazılmış hakkında, yani benim gibi olan birçok insan var. Tek değilmişim yani bu koca dağılgan evrende.
İçkiliyken sarhoşluk ve çakırkeyiflik arası dönem anlatılan yer. Alırsın eline telefonu diye başlıyor. Ama hiç o haldeyken telefona saldırmadığımıda belirteyim. Ki maazallah gümbürtüye gitmeyelim sonra. İşte o ara ve telefona atlama faslı. Dökülme anı yani. Evet vücutta alkol bol miktarda var. Oturduğun yerde içinde dağılan ve gezinip yayılan bişeylerin olduğunu hisseder insan. İyice etki altına alır ve el telefona gider. Bırak gitsin. Pişman olabilirsin sonrasında - ki yüzde 99 pişman olunulcak hal - ama gerçeklikle aldın o telefonu eline. İçki kötülük değil gerçekliktir. Sarhoşluk yada içmek insanı değiştirmez, gerçekten değiştirmez. İçindeki gerçek insanı ortaya çıkarır. Yalan olduğunu sanmıyorum, gerçek çünkü. Ama gerçeği çıkarsa ne olucak, off yine içmiş bu, uçmuş bu he deyip geç, yada dur sıçayım şunun ağzına gibi şıklar oluşur karşı tarafta. Gerçek insan çıkar ortaya, işte bişeyler zırvalar dedimya yüzde 99 pişman olur diye olur işte sonundada. Bu okuduğum gerçeklik ve alkol muhabbeti hiç yaşanmadı hayatımda, ama şuan okuduktan sonra düşündüm o hissiyatı. Aman iyiki olmamış. Çekilmez şey. İçimdeki gerçek çıksada bişi olmazdı zaten çıkmadıda gene olmadıda, her türlü kazanan Türk futbolu oldu yani.
Yollar açık olsun, kimseler üzülmesin, canım bunu yazdıktan sonra içmek istemesin, yeter artık maRco'da saçmalamasın.
Etiketler:
boşuna çırpınışlar,
inleyen nağmeler
15 Aralık 2009 Salı
Harika İnsan Yoktur 29
Harika insan yoktur. Kişiye göre zamanla değişen harika insanlar vardır. Aynı sözler farklı insanlara farklı zamanlarda söylenir. İsimler, zamanlar ve mekanlar değişir sadece. Söylenen sözler 3 aşağı 5 yukarı aynıdır. O kişiye verilen değer de aynıdır.Bir kişi için harika insan grubuna son giren ve son kalabilen insan kendisini hep o kişinin harikası zannedecektir. Ta ki iflas edene kadar. İflas etmeden ölürse ne mutlu ona. Harika kavramı onunla sonsuzluğa gidecektir. Mükemmel insanda yoktur çoğu kez bu kulakların duymasına rağmen. Ben mükemmelim demedim hiç, demiyorumda zaten. Ki zaten desemde artık fayda etmez, dolaylı yoldan hoşçakal densede bu bünyeye. Mükemmel biri vardı, ne oldu ona senmi öldürdün onu. Yok ölsede ölmesede bu saatten sonra mükemmel olsak ne yazar, harika olsak ne yazar.
8 Aralık 2009 Salı
29
Sustum, dona kaldım, şok oldum, şaşırdım. Aslında hiç biri olmadım sadece çok kötü oldum. Yıkılacak birşey yoktu, biliyordum olacakları, son böyle olacaktı daha soft bir şekilde ama şimdilik bu softu, bunun zaman geçtikçe hard olanıda çıkacak piyasaya. Herşey devam ediyor, hayat devam ediyor. Ama malesef hep bir eksik. Bitmişti, unutmuştu, yanmıştı, sönmüştü, kül olmuştu hani. Kendini neden kandırdınki. Yada sana inanan beni. Hayatımda hiç bir kimse için bu kadar çabalamadım ben ki ondan bu kadar tekme yediğim halde. Bu akşam anladımki, aslında çoktan değil en başından farkındayım olmayacağının, yüzünü bu tarafa çevirmeyeceğini. Aşk değildi bu çoğu zaman alışkanlık. Onun dediği gibi saplantı, benim dediğim gibi takıntı dı bu. Hemde aşırı bi takıntı, bıktıracak cinsten, kovalanacak cinsten, ama utanma olmadan geri gelecek cinsten. Ben hiç bir zaman övmedim kendimi yada ne bileyim gel sev beni demedim ona. Sadece hayal ettim, kelimeye dökmek isterken geriye iktirildim, susmak zorunda kaldım. Ona yolladığım şarkılar anlatmak istedi bazı şeyleri ama yaptığımın saçmalık olduğunu çok geç anladım. Bana onu anlatan şarkılar, ona yolladığımda ona onu anlatıyordu hep. Çok büyük bir duvara çarptığımın farkına vardım hemde çok büyük, yıkılmayacak cinsten. Binbir türlü yol aradım, ama okadar kalındıki o duvar geçmek imkansız. Mükemmel olduk, en iyi olduk, çoğu kişinin yapmayacağı şeyleri yaptık, yapmayacağı diyorum ve yapamayacağıda diyorum, işte çok şey yaptım. Gerçekten yaptım, o bunların çoğundan habersizdi. Bunları umut ederek değil, öylesine yaptım hep. Kendi kendime kandım hep. Laf dinlemedim. O içindekini sustur diye çok laf söylediler, ama yine dinlemedim, dinleyemedim. Ve gerçekten bu akşam tükendiğimi anladım, bittiğimi hissettim. Ben o eski ben olmadığımı anladım. Ve son kez bir çırpınışın dahi olmadığını asıl bu akşam anladım. Aslında beklenenlerdi olanlar. İçinde hep onun olduğu şeyleri ben önceden tahmin etmek zorundayım sanki, yada bu bana bir ceza. Kim bilebilirki. O senelerdir hala aşıkken ona. Seneler diyorum, gerçekten seneler. Yazık edilen, umut edilen bi gençlik. Belkide yarım bi halde yaşanan en güzel ergenlik dönemleri. Ben sonuna yakalandım hala girdaptayım ama değişen bir şey yok. Bir nevi son kez ne görürsem göreyim, ne olursa olsun sonra askere giderim diyordum. Ve bu akşam askerlik zamanın geldiğini anladım. O kaçıp gitmeyi düşünürken en uzaklara, aslında onun kadar benimde ihtiyacım olduğunu anladım. Hep bitti dedi, öldü dedi, eskisi gibi değil artık hiç yok dedi. Ama öyle saf ve temiz söylüyorduki kim anlardı ya kendini kandırdığını yada bana temiz yalan attığını. Dedimya asıl ben bu akşam bittiğimi anladım diye. Aslında çok garip bu hikaye. Ben ona aşığım uzun zamandan beri, oda bir başkasına aşık uzun bir zamandan beri. Ben onun hiç umrumda olmadım, ama o benim hep umrumdadı. Bana başka gözle bakabilirmi diye ihtimaller denizinde yüzerken o bambaşka bir gözle izledi beni hep yüzerken. Çok kişi sevdi onu, bende dahil ama hiç kimse göremedi gözleri kapalıyken karşıda duvarın olduğunu. Sırtına çarptık hep, onun yüzü başka tarafa bakarken. Hiç övmedim kendimi dedim ya yada büyük konuşmadım diye, konuşacağım tek büyük bir şey var oda onu hiçkimsenin benim kadar çok sevmediğidir. Bunu tüm içimden söylüyorum yada kimbilir içinde onun olduğu çoğu şey gibi yanılıyorumdur. Gitmek istiyorum dediğinde biliyordum neden ve niçin gitmek istediğini. Ama ben onun dediklerine inanmıştım ya bitti artık yok demişlerine inanmıştım. Bilmiyordum hala bitmediğini. Aptal aptal her bişeyde bişey aradım hep. Onunla 2 saat olsa bile biraz daha yanında olmak için onunla vakit geçirebilmek için girmedim ben o sınava. Girmedim bütünlemeye ve biliyorum geçemiyeceğimide bilsemde belki bi şansı kaçırdım, sırf sadece onunla 2 saat daha onun yanında olabilmek için. Ben burda ona kızmıyorum hiç kızılcak konu değil çünkü. Kendime kızıyorum sadece. Boğazım acı bi halde yutkunurken acıyo. İçim acıyo resmen. Bittim ben bu akşam, kaybolduğumu anladım. Sadece gölgeydim ben onda yada bana göre. Ama hiç umrunda değildim ben onun. Onu seven geçen olmaz hayır yanıtını alan diğer pipililer gibi benimde aslında bi taraftan bakınca hiç bi farkım olmadığını anlıyorum. Bana mükemmel dedin, ben hiç bir zaman mükemmel olmadım, ona verdiğim şoklar için, üzmeler için, sinir etmeler için, bu yapışkanlık için asıl benim çok özür dilemem lazım.Kırmızı bir ip, sol bilekte. 7 düğüm. 6 düğümün her birinde bir harf ve 7. düğümdeki dilek. Sadece o yani. Ama aslında hayat garip ya çok garip. En yakın arkadaşına deli gibi aşık olacak kadar garip. Onun bir başkasını hala sevdiğinin bile bile garip. Sevilmiyeceğini bile bile garip. Kimseye bakmayıp sadece onu hep onu sevmesi kadar garip. Ve daha çok garip onlarca şey kadar garip. Aşk; bir kadın uğruna dünyadaki bütün kadınlardan vazgeçmek değilmiydi, yada iki göz iki kaş bir endam uğruna hayatını köreltmek değilmiydi. Körelmedimi yada vazgeçilmedimi ? Hepsi oldu, ama boşuna olduğunu bile bile oldu. Hala ben çıkıp ona burda ki okuyacağının zerre ihtimali olmadığı halde ona burdan seviyorum seni diye bağırsam, ağlasam, yırtsam kendimi ne olurki. Dedimya aklı başka yerdeydi, yüzü başka yere bakıyordu hep diye. Yada Can Yücel'in en güzel şiirinde dediği gibi " nerden bileceksinki ya aklın başka yerdeydi yada yüreğin." Hiç bir zaman eğlenceli bir şarkı olamadın hayatımda, hep acıklı hep keder yüklü bi şarkı oldun bana. Kaderin bir oyunu desem yada hangi günahın cezasını çekiyorum desem bilmiyorum. Hiçte bilemeyeceğimde ya neyse. Ama çok kabuk bağladım biliyorum, ne demektir ya bir kızı seni hiç sevme ihtimali olmadığı halde, bir bşkasını seviyor demiyorum senelerdir aşık olduğu halde deli gibi sevmek. Amaçsızca. Ve bu akşam bittim işte. İçimdeki sevgi bitti demiyorum, hala duruyo, belki belki belki. Herşeyi bilmek, anlamak, körü körüne bağlanmak. Laf dinlemedim keşke dinleseydim. Bırak diyeni dinleseydim. O nasıl dinlemedi, o nasıl duymazlıktan geldi aynısı bende, o kız versiyonu bende erkek.
Bu akşam olanlardan sonra aslında iç kemiren ve tırnak yemekle geçen bir hafta başladı bu akşam. İçimden bi ses bağırıyor, dua ediyor, ağlıyor olmasın diye hala umutsuzca. Diğer tarafta olsun diyor mutlu olacak ya sonunda çok mutlu olacakya yüzü gülecekya en içten o yüzden olsun diyor. Ama hangi taraf ağır basıyor bilmiyorum. Soğuk terler akıyor, içim çok garip, acayip derecede garip bir haldeyim. O gün bile böle olmamıştım. O son kozunu oynuyor belkide. Olmazsa gitmek için elinden geleni yapacak cinsten. Ama çok istenilen bir şey olur eminimki ve hiç söylemek istemesemde olacak galiba bu. İki kız sevmiştim bundan önce, ufaktım, bi bok bildiğim yoktu, onları sevdiğimde onlar kimseyi sevmiyordu, onları sevdiklerine kavuşup kavuşmayacağını beklemiyordum. Ama bu kez seven birini sevdimya, geç bildimya, keşke önceden bilseydimde sevmeseydim be. Bir tarafım olmasın derken, diğer tarafım sevinecek o mutlu olsun yeter deyip sevsin istiyor. Ne yaman bir çelişki, arkadaşa aşık olmanın ne anlamlar taşıdığını bu akşam anladım ve komple bittim. Köreldim resmen, amaçsızım derler ya aynen öyle. Karanlık odada gözlerim kapalı körebe oynuyorum sanki. Ve biliyorum o beklenen ışık o iz gelecek ona, ve ben ne hale düşerim, ve ben nasıl bir hal alırım artık onu tahmin etmek lazım. Hep kötü senaryolar üstüne oynadım bu işi, güzel birşey olunca sevinmek adına. Şimdi üzülmemek için en en en kötü senaryoyu yazıp onun provasını yapmam lazım. Engelleme imkanım ve öyle bir lüksüm olmadığı için ki haddime zerre düşmez o yüzden sigaraları kaynaklayarak geçecek hafta.
Hep farklı bir şey ile söylemek için senelerdir içimde hep kalan bi söz vardı ona karşı söylemek istediğim. Kimseye sarf etmedim o sözü, ona özeldi. Bu akşam biterken nasip oldu söylemek, ama sen yine normal bir lafmış gibi anladın hepsini anladığın için. Özür dilerim herşey için binlerce kez Güzel Yüzlüm. Herşey yaşanmış bitmiş yada bu akşam yediğim tekmelerin birinden yemedim, görmem gerekenleri, olması gerekenleri anladım bu akşam. Benim aşkım, ondaki büyük aşk tarafından bu akşam ezildi, parçalandı ve ve ve ve her ne kadar benimde aşkım büyük olsada. Ufaktı yaş olarak fark sadece bu. Ben artık yokum güzel yüzlü, hiç bir zaman olmadığım gibi. Ben mükemmel değilim, ben hiç kimsenin yapamayacağı çok şeyi yapsamda ben hiçbirşeydim. Ben sadece sende tek bir şey olarak varım artık. O resim ve 4 şarkı sadece. Ve biliyorum o şarkıları dinlerken o gelicek aklına, hepsinde olduğu gibi. Bari o şarkıları rahat bırakta onlar seni sana anlatsın. Benim seni sana ismini zikretmeden anlattığım gibi, günlerce, haftalarca, aylarca. Bambaşka birşeydi işte çok başka, haddinden fazla bi delilikti, kalplerde başkasının olduğu halde. Yoktun ve hala yoksun biliyorum ve yokumda yani, ne zaman oldumki değilmi. İçim kan ağlasada galiba bu kez sen istediğine kavuşacaksın, içim kan ağlasada. Biliyorum içinde senin olduğu herşeyi önceden tahmin edebiliyom.
Ve özür diliyorum her şey için Güzel Yüzlü, gerçekten özür dileyecek tek kişi benim, sıktığım ve aptallığım için. Sen hiç umut vermedin bana yada bir başka şey, bu aptal bünye öyle anladı hep. Bittim dedimya gerçekten bittim. Tahmin edebilmek çok kötü ama gerçek. O tahmin ettiğim şey olacak ve senden o sözü duyacağım. Ve işte o gün ben komple yok olucam hayatından, sen ait olmak istediğin yerde olunca. Ve biliyorum şarkıda hep dediği gibi "ben asla senin kalbine giremeyeceğim" . Ve galiba ben gidiyorum, akıl ile kalbin savaşmaya gücü kalmadı. Sonuç da yok, kazananda da yok. Galiba hoşçakal, galiba ve aslında daha bir sürü şey. Bir umuttu hep bu sahnedeki oyunu süsleyen hep.
23 Ağustos 2009 Pazar
29
kaçan bir insanı tutmaya çalışırsanız düşer ağzını burnunu kırar ya;işte o sebeple...
bırak!
....
ben koşuyorum şimdi.
bırak ki;
düşersem en azından
ağzımı burnumu kendim kırdım diyebileyim.
gördüğüm gibi aldım buraya koydum, galiba beni anlatan fazlaca birşeyler var içinde. alıntıdır yada çalıntıdır, özür dilerim yada banane.
16 Haziran 2009 Salı
Anlamsızca
Ay ışığına vuruldum benKreş ve Ben hala seninim şarkısını parantez içine yazarken bu şarkı neden bi anda çaldı ?
Çok uzaklarda olsa da
Sonumuzu bile bile seviştim ben
Artık gece hiç olmasa da
Ay ışığına vuruldum ben
Başka dünyaya yansa da
Çok zor geçen günün ardından uyurken ben
Odam hep ışıksız kalmışsa da
Bu ev artık yuva değil
Bütün eşyalar üst üste terketmeden önce
21 Nisan 2009 Salı
29
3 akşamdır beklediğim dün akşam oldu sonunda. benimde dğerlerinden farkım kalmadı. bende geldim ve geçtim senden. bu defteri açamadan kapattın. ben açmaya çalıştım sen bastırdın üstünden. bişey diyemedim kızamadım kıramadım. bi çarem bi umudum olsun hep istedim hep sen vardın hayallerde. ama ben sana yanarken sen başka yerlerde üşüyordun be kızım. ayrı yollarda yürüdük hep. yaklaşmaya çalıştım sana hep etrafında döndüm durdum ama seninde yaşanmamışlıkların var. seni suçlayamam bu konuda. nasıl kabullenirim ne yaparım artık bilmiyorum. ruh gibiyim. sabah kalktığımda tarifsiz bi duygu vardı zaten. herşey öğrenilmiş. sakladığım hiç bi şey kalmamış. çırılcıplak bi durum gibi. bitmiş çünkü herşey. hemde başlamadan. sanada dedim o çocuk ben olmayı çok isterdim onun seni haketmediği kadar. ama yok ben sana yanarken sen kimbilir nerelerde üşüyordun. uzatmaya gerek yok alışırmıyım ? Bilmiyorum. ne zaman son bulur ? Hiç bilmiyorum. Olaylar farklı olurdu aslında istesen elinden gelirdi ama istemedin isteyemezdin keşke isteseydin KEŞKE isteseydin keşke keşke. çok sevdim seni be çok hemde. Kırmızı kardın sen yağmasını beklediğim ama hiç yağmayacağını bildiğimherkesin inandığı bir şey vardır
şu amına koyduğumun hayatında,
benim ki de sensin napıyım...
ah be yolun karşı tarafının kızı çok geldin sen bana.... Ne desem boş fayda etmes biliyorum sadece yazıyorum sadece. kendime bişey yapmaktan korkuyom. nokta konmuş bitirilmek zorunda kalmış en güzel hikayem." iyi şanslar küçük kız " demekten başka çaremin olmayacağıda warmış bu hayatta...
5 Nisan 2009 Pazar
29

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme
Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme
Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme
Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme
Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme
Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme
Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme
Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme
İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme
Koşturup gidiyosun be 29, gitme, etme, yalvarırım...
23 Ocak 2009 Cuma
Bir Gemi Geçer Hayallerinden
İnsanı ayakta tutan hayalleridir, hayallerine dahil ettikleridir. Buğulanmış bir camın ardından bakar gibi, yaşamaktan yana bütün umutlarını yüklediği hayallerinin kesin sınırlarını, kendisini tam olarak neyin ayakta tuttuğunu her zaman aynı netlikte belirleyemez insan.Geceleri yatağına uzandığında, günün koşuşturması içinde arada bir dünyadan uzaklaştığında, bir vapurun içinden geride kalan kıyıya baktığı o esrik anlarda aklından geçen hayaller, onu kim bilir nerelere, kim bilir kimlerin yanına ve kim bilir hangi zamana götürüverir?
Gerçek olmasa da kurup var olmasını bir tür vecd haliyle beklediği ve içine yalnızca güvendiklerini, inandıklarını dahil ettiği o dünya, insanın kendisine aittir çünkü ve hayallerinden başka hiçbir şey, sahibine bu kadar 'ait' değildir. Bu yüzden bir insanın başına gelebilecek en kötü durumlardan biri sayılmaz mı hayallerini kaybetmek?
mes que un amor
Etiketler:
boşuna çırpınışlar,
inleyen nağmeler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
