
01 mayıs 2011
Şükrü Saraçoğlu Stadı, Kadıköy
Zenit -- nike -- away
Zenit -- nike -- home
Venezuella -- adidas -- home
İsveç -- umbro -- away
Sunderland -- umbro -- home
Spartak Moscow -- nike -- home
İrlanda -- umbro -- away
Rangers -- umbro -- home
Peru -- umbro -- home
Olympique Lyonnais -- adidas -- home
AC Milan -- adidas -- home
Maksika -- adidas
Liverpool -- adidas -- away
Fransa -- nike -- away
Flamengo -- olympikus -- home
Kolombiya -- adidas -- home
Chelsea -- adidas -- home
Brezilya -- nike -- home
Brezilya -- nike -- away
Bayern München -- adidas -- home
AZ Alkmaar -- macron
Athletic Bilbao -- umbro -- away
Arsenal -- nike -- home
Arjantin -- adidas -- home
Arjantin -- adidas -- away
Bitime bir hafta kala Göztepe şampiyonluğunu ilan etti, önümüzdeki yıl Bank Asya'dalar artık. Pazar Günü İzmir Atatürk'te oynadıkları maçta Çankırı Belediyespor'u 2-0 ile geçtiler. Son hafta bir alt sıradaki Bandırmaspor deplasmanı sadece formaliteye döndü. Bu hafta ilan edilmeseydi şampiyonluk, Bandırma'daki maç çok fena olurdu. Önümüzdeki yıl bizi bol husumetli maçlar bekler artık. Ama ne yazıkki askerlik yüzünden sadece skorsal açıdan yetiniriz, olmadı izleriz yani. Senelerdir birbirlerine hasret Karşıyaka - Göztepe maçları bilhassa sizi bekler.
Ahımız tuttu vesselam, şu sıkıcı sıcak Ankara gününde serinledik ne yalan söyleyeyim. Seneye İzmir'e bekleriz gençlerimizi.
Çok muhteşem oynasada takım, armanın peşinde olanlar yine kendilerine ait olan yerde arkalarına denizi alarak boğaz patlatırcasına bağırmaya devam edecekler. Bi sikim olmasada bu sene bizden boşverelim inleyen nağmeler inlesin dursun.
Sapıtmak nedir? yada belki sapıtmak değildir bu ama sapıtmaktır ya bence. Vedalaşmak, son defa sarılmak, burnunun sızlaması, arkanı dönüp mecbur gitmek, kimbilir bir daha ohooo ne zaman görme düşüncesi, hiç görememe olasılığı, geldiğinde taş taş üzerinde bulamamaya inanmak, hatta bilmek, arkanı dönüp son defa bakmaya götünün yememesi falan hepsini topla eşittir sapıtmak. Nasılmı ?
Ligin ortasını geçtik, şubatın sonu yaklaşmakta, sene başında çok konuşmuştuk bu akşamda arkadaşla konuşurken yine laf açıldı durduk yere. Alttaki forma 2006 Dünyasından, üstteki forma 2011 Türkiye'sinden. O kadar özeniyoruz herşeye, yada okadar siktiriyorlar kendilerini firmalara. Kulüptekilerin gönlü rahatmı, kafası gram çalışmıyormu, o zaman olmuyorsa zorlamayacaksın. Yarın Manchester United'le karşılaşacak olan Crawnley Town kadar olamayız biz bu kafayla. Araştırırsanız biraz ne demek istediğimi anlayacaksınız. Neyse bizene.
Transferinden beri şu zamana kadar bu oyuncuyla ilgili aklımdaki bütün sorular cevaplandı ta ki bir tanesi hariç. Ne zaman sinirlenip kırmızı kart görecek diye. O soruda bu akşam cevap buldu. Skor 4-1 olmuş olabilir ama son 6 dakikada sarı kart ve kırmızı kart görmek abesle iştigal olsa gerek. Mağlupta olsan takımını boş yere yalnız bırakamazsın eğer sen yıldız, el üstünde tutulan bir futbolcusa takımda. Skor ve oyun bazında değerlendirmeye maçı gerek bile yok. Haftalardır maç yapmayan takıma yenilmek hemde bu skorla kader değil ayıptır. Maça en düşük 80, 90 lira verip giren taraftarada yazıktır. Hakan Arıkan Liverpool'dan 8 yedi, Metalist'ten 4 yedi ve bu akşamda Kiev'den 4 yiyince toplamda skor İngiltere : 8 - Ukrayna : 8 oldu. Şanssızmı, uğursuzmu, gaspetmi, cenabetmidir nedir bu adam hala anlayamadım. Uzun lafın kısası elveda Avrupa Ligi, elveda Dublin. İşallah yanılırım diyeceğimde zor be arkadaş.
* Gollü beraberlik beklediğim maçta yanıldım, Arsenal bu maçla 4. oldu. Sevilla, Hercules, Real Betis ve Arsenal. Barcelona'yı yenmeyi becerebilen hatta becerebilen 4 delikanlı.
Yılların yetim derbisi, bu yıl gecikmelide olsa can buldu. Aslında bulmuş desem yeri var. Maçın ertelendiğini biliyordumda, bugün olduğu aklımda yoktu. İnternetin nimetleri işte. Hamburg'un burun kıvırdığı marjinalleri, marjinal Alman Asamoah'ın golüyle 1977'den sonraki ilk derbilerini kazandı. Aslında araştırmaya kalksak o tarihten 2011'e kadar olan aralıkta kaç maç yaptılar kim bilir ? Asamoah, bir başka deyişle kaptan Asamoah, golden sonra kaptanlık pazubandındaki St. Pauli'nin diğer logosunu öpüp taraftarlarına koşturmuş. Bugünlerde forma öpme koklama konuları oldukça fazla dolaşıyor zaten ortalıkta. Zaten kendisi hali hazırda en değişik Alman vatandaşı, eee oynadığı takımda pek düzgün olmayınca tencere kapak. Maça tarihi skordan ziyade damgasını vuran kişi St. Pauli kalecisi Benedikt Pliquett. Neuer gibi doğuştan fanatik bir kaleci olsa gerekki Hamburg'tan baya bir nefret ediyormuş anladık. Maçtan sonra tek maç t-shirt'ü giyen o, artı Hamburg logolu köşe gönderini tekmeleyen o. Derbidir, sevincin zaferin en kralıdır, sevinin çocuklar, övünün çocuklar.




R9, Fenomeno, El Fenomeno ne dersen de. Çocukluk döneminden delikanlılık dönemine azmı izledik seni. Süratine, gollerine, kramponlarına, gol atınca salladığı işaret parmağına hayran olduğumuz, top oynarken ismini bağırdığımız adamda futbolu bıraktı ya büyüdüğümüzün resmidir bu. Sessiz sedasız geçen senelerin anasını avradını sikeyim.