4 Ekim 2010 Pazartesi

Güven Varol

Bu yıl Galatasaray sağolsun, o güzel forması sağolsun, ligden,futboldan soğuttu beni. Haberlere bakıp özetleri, golleri izliyoruz artık. Sıfır heyecanla. Dün oynanan Ankaragücü'nün 4-1 yendiği maçta resimdeki kardeşimiz Güven Varol maçı 2 asistle tamamladı, ama ne asist. Rory Delap'ı hatırlarsınız büyük ihtimal. Hani şu kullandığı taç atışları içeriye açılan ortalar gibi olan futbolcu. Onun STSL şubesi dün akşam 4-1 galibiyette 2 asistle açıldı. Kullandığı taç atışlarıyla takımına 2 gol kazandırdı kendileri, hem kutluyoruz bu alternatif asistleri ile hemde diğer yandan Ümit Özat'ı bir nebze rahatlattığı içinde ayrı kutluyoruz.

Fotomaç

Enteresan maç başlıkları ve en kral sallama transfer haberleri ile Fotomaç'ın gönlümüzde yeri ayrıdır. Gençlerbirliği maçının ertesi günkü gazete manşeti ise başka ülkede olsa ırkçılıktan mahkemeye verilecek cinsten :D

Kasımpaşa ve ZTK Kurası

Resim Kasımpaşa'nın internetteki resmi yayın organından. Resmiliği bence kalmamış bu haberle, sadece vazifesini yerine getiremeyen bi organı olarak kalmış. Malum Menemen'liyiz. Ziraat Türkiye Kupası Play-Off'unda Kasımpaşa ile eşleştik. Öylesine bakmaya diye girdim siteye, Play Off kuraları çekildi diye haberi gördüm alt başlıkta, bakalım bizim için ne yazmışlar düşüncesiyle dalmama rağmen linkte Menemen ile ilgili bir kelime bile yok. Copy + Paste haberciliği artık güzel medyamdan sonra kulüplerin resmi sitelerine bile bulaşmış demekki. Kimbilir hangi siteden alındı. Okunmadan yapıştırıldı.

Değişik Bir Kadro

Başlıktaki gibi değişik bir kadro, hemde çok değişik. Hiç görmediğimiz adamlar milli forma altında Azerbaycan ve Almanya maçı kadrosuna çağrıldılar. O kadar yeni futbolcular varki, oha, çüş, bu nebe, yuh diye kelimeler dökülebilir ağzınızdan. Guus Hiddink'in sadece kadro toplanınca antrenman yaptırmaktan ve stadda maç anında takım başında olmaktan başka sadece korkuluk olduğunu anlıyoruz artık. Bu takımın patronu Oğuz Çetin'midir? sormak istiyorum ben. Kadroya şöyle bakıyorumda, aşşağıdan, yukarıdan, yandan hatta bokunu çıkartıp tersten bakıyorum ama değişen hiç bir şey yok. Bakma açılarını bile değiştirmeme rağmen gene aynı gene aynı.

KALECİLER


1

VOLKAN DEMİREL

FENERBAHÇE

2

HAKAN ARIKAN

BEŞİKTAŞ

3

ONUR RECEP KIVRAK

TRABZONSPOR

4

CENK GÖNEN

BEŞİKTAŞ


SAVUNMA OYUNCULARI


5

GÖKHAN GÖNÜL

FENERBAHÇE

6

SABRİ SARIOĞLU

GALATASARAY

7

ÖMER ERDOĞAN

BURSASPOR

8

İBRAHİM TORAMAN

BEŞİKTAŞ

9

SERVET ÇETİN

GALATASARAY

10

CEYHUN GÜLSELAM

TRABZONSPOR

11

İSMAİL KÖYBAŞI

BEŞİKTAŞ

12

HAKAN KADİR BALTA

GALATASARAY


ORTA SAHA OYUNCULARI


13

HAMİT ALTINTOP

BAYERN MÜNCHEN

14

MEHMET AURELIO

BEŞİKTAŞ

15

NECİP UYSAL

BEŞİKTAŞ

16

EMRE BELÖZOĞLU

FENERBAHÇE

17

NURİ ŞAHİN

BORUSSIA DORTMUND

18

SELÇUK İNAN

TRABZONSPOR

19

ARDA TURAN

GALATASARAY

20

ÖZER HURMACI

FENERBAHÇE


HÜCUM OYUNCULARI


21

TUNCAY ŞANLI

STOKE CITY

22

HALİL ALTINTOP

EINTRACHT FRANKFURT

23

SEMİH ŞENTÜRK

FENERBAHÇE

24

MEVLÜT ERDİNÇ

PARIS SAINT-GERMAIN

25

NİHAT KAHVECİ

BEŞİKTAŞ

26

SERCAN YILDIRIM

BURSASPOR

Kadromuz bu şekilde, şekilde demeyelim artık bıktırdı çünkü. Bu şablonda diyelim herzaman aynı nasıl olsa. Hatta federasyonda oyuncuların telefon numaraları yada mail adresleri muhakkak vardır, zamanlama yapıyorlardır ve yolluyorlardır çağırılma haberlerini. Şimdi neden şu adam, şu topçu kadroda yok, niçin çağrılmadı demekten bıktım. Sadece kandime sormak istiyorum, Sabri, Gökhan Gönül, Özer, Tuncay, Semih, Nihat, Hakan Balta neden çağırılıyorlar hala, oynadıkları takımlarda çokmu kıllattılarda formayı hakettiler artık Almanya maçında görelim, neler göreceğiz acaba.

Real'in Gidenleri

Geçen yıl bahar aylarında yazmıştık Real Madrid'in yollanan futbolcularını ve o yollananların o anki halleriyle ilgili. 09-10 sezonunda takımdan yollananlar;
Cannavaro - Juventus
Saviola - Benfica
Heinze - Marseille
Huntelaar - Milan
Sneijder - Inter
Robben - Bayern München
Nistelrooy - Hamburg'a transfer olmuşlardı. Transfer olduktan sonra o ilk sezonları içinde bu futbolcuların yakaladıkları başarılar ise şöyle
Cannavaro - Juventus - Serie A 7.lik
Saviola - Benfica - Portekiz Liga Sagres Şampiyonluğu
Heinze - Marseille - Ligue 1 Şampiyonluğu
Huntelaar - AC Milan - Serie A 3.lük
Sneijder - Inter - Serie A Şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu, Coppa Italia Şampiyonluğu
Robben - Bundesliga Şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi 2.liği
Nistelrooy - Hamburg - Bundesliga 7.lik, Europa League Yarı Final.
Giden futbolcuların Real Madrid'den yollandıkları yıl CV'lerine bunları eklediler. Peki geçen yıl Real neler yaptı. La Liga'da o kadar transfer bombalarını patlatmalarına rağmen 2. oldular, Şampiyonlar Liginde 2. turda Lyon'a elendiler, Kupada ise o meşhur Alcorcon hezimetine uğradılar. Geçen yıl böyleydi. Bu sezon ise takımdan yollananlar;
Metzelder - Schalke 04
Raul - Schalke 04
Guti - Beşiktaş
Drenthe - Hercules
Van der Vaart - Tottenham
Metzelder ve Raul'lü Schalke'nin durumu pek iç açıcı değil Bundesliga'da. Guti'nin Beşiktaş'ı gözümüzün önünde olduğundan bu yıl oynadıkları futbol ve kadrolar çok iyi. Drenthe'den haber alınamıyor ve bu yazıyı yazma ampulümü çaktıran Vaart ise Tottenham formasıyla bu hafta 2 tane salladı, sallamakla yetinmedi takımını 1-0'lık maçtan geri getirterek 2-1'lik galibiyete taşıdı. 4 maçta 3 gollük performansı var. Geçen yıl gidenler bu yılda aynı etkileri göstertip eski takımın içini cız mı ettirirler yoksa tam tersmi olur belli olmaz. Bu arada Mourinho'yuda unutmamak lazım, herşey olabilir.

28 Eylül 2010 Salı

Elland Road

20 Nisan 2000
Elland Road, @Leeds
Leeds United - Galatasaray

26 Eylül 2010 Pazar

Ve Sonunda

Sanırsam 25 yıllık bi aradan sonra St. Etienne, Lyon deplasmanında galip geldi. Bundesliga'daki Mainz gibi bu yıl herkezi şaşırtıyor aslında St. Etienne. Bu maçta sanırsam bir Fransız derbisi olması lazım, yanılıyorda olabilirim. Bilmemkaç sayı önce, bay bi önce ama, fourfourtwo'da yazıyordu bu maç ve rekabetleri. Bir resim vardı altınada espriyle karışık " Lyon'u yenenden Allah razı olsun " pankartını açan St. Etienne'li taraftarlar. 1 gün oldu, 2 gün oldu, ay oldu, yıl oldu ve St Etienne başkasından istediği Lyon'u yenin isteğini kendisi gerçekleştirmiş oldu. Lider durumdalar, Mainz'de öyle.

Martı Görünümlü Kartal

Maçı gittin yerinde izledin, martıya gittin kartal dedin. Memo vidyoyu izle Quaresma sahaya giren kartalı yakaladı dedin. Bende salağım bi telaş açtım vidyoyu ne kartal gördüm nede başka birşey. Sıradan Dolmabahçe sakini bir martı. Yeni açıktan izledin maçı, martıya kartal dedin. Bu devirde başıboş kartalın ne işi var zaten böyle yerlerde. Ah ulan Rıdvan demezlermi adama o an gözün nereye bakıyordu ??? diye. Çok güldüm bu akşam çok :D

10Bin

EPL'de bugün sıradan bir hafta gibi görünsede aslında tarihi bir olay yaşandı. Olayı yaşayan Westham'lı Piquionne. Yukarıdaki resim bilmemne Londra derbilerinden biri olan Westham - Tottenham maçındaki tek golün karesi. Abimiz yükseliyor ve golünü atıyor, gol maçın tek golü ve galibiyet golü. Bu golün buraya gelmesinin sebebi, gol Premier League'in 10,000. golü olması. Westham'ın galibiyetini kutlarız, Frederic Piquionne'yide kutlarız, kariyerinde pek bir başarısı yok ama gelecekte sülalesine anlatacağı çok önemli bir olay var. Daha nice 10binler, 20binlerde görüşmek ümidiyle.

21 Eylül 2010 Salı

5 Eylül 2010 Pazar

Dikkat Sabri Sarıoğlu

Mesafe tanımaksızın bir üçlük ve aut.

26 Ağustos 2010 Perşembe

Yeniler, Yeniler

Sol baştan say;
#16 Sergio Canales, #22 Angel Di Maria, #21 Pedro Leon Sanchez, #24 Sami Khedira, #2 Ricardo Carvalho, #26 Mesut Özil

Şampiyonlar Ligi Başlasın

Dün ve bu akşam oynanan play - off maçlarıyla Şampiyonlar Ligiciler sayılarını 32'ye tamamladı, yarınki kura çekimini beklemeye başladılar. Dün akşam Anderlecht - Partizan ve Sampdoria - Werder maçları uzatmalar sonucu deplasmancılara güldü. Gecenin süprizini ise, senelerdir Şampiyonlar Ligi'nde göümüzün alıştığı Sevilla'nın Braga'ya elenmesiydi. Play - off'ların sürklase sonucunu ise bu akşam Tottenham yaptı. Fenerbahçe'nin Fazıl Say'ca anlaşılamayan yavşaklıkla İsviçre köy takımı Young Boys'a elenmesiyle ki bencede sonuna kadar haklıdır bu konuda, ilk maçı 3-2 kazanıp bütün flaşları üzerine çeken Young Boys, White Hart Line'den 4 tane yiyip evine yollandı. 3'ü süper yetenek forvet Crouch'tan. Gerçekten tebrikler. Ajax Dinamo Kiev'i, Auxerre Zenit'i, Kopenhag Rosenborg'u ve en kebab eşleşmede Zilina, Sparta Prag'ı hallettiler.
Kura çekimi yarın 18.45 klasik olmuş olan Monaco'da çekilecek. Bu hafta sonuda sanırsam Süper kupa finali olur. Torbalar belli. Bursaspor'umuz en düşük puanla en son sırada. Son sırada olmaları sanırım Bursa'lıları pek korkutmuyordur açıkcası. 2012'de Şampiyonlar Liginde diye başlayan tezahüratları 2011 yılında, bir yıl erken gerçekleşmiş olmanın mutluluğu yeter zaten. Real Madrid 2. torbada, 1. torba zaten zorlar var. Belkide Bursaspor baya bi ateşe düşebilir. Ki istedikleride bu değilmi zaten. Torbalarımızı görelim, yarında godoman beyler kurala sıralasın, Wembley'ciler hazırlansın ;
1. Torba
Inter, Barcelona, Manchester United, Chelsea, Arsenal, Bayern München, AC Milan, Olympique Lyonnais
2. Torba
Werder Bremen, Real Madrid, AS Roma, Shakhtar Donetsk, Benfica, Valencia, Olympique de Marseille, Panathinaikos
3. Torba
Tottenham, Rangers, Ajax, Schalke 04, Basel, Braga, Kobenhavn, Spartak Moskva
4. Torba
Hapoel Tel-Aviv, Twente, Rubin Kazan, Auxerre, Cluj, Partizan, Zilina, Bursaspor

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Komşunun Kapıcıları



Trans

Gacı kategorisine sokcamda aşşağı sakal, yukarı bıyık gibi bişi oldu şimdi.

Look

Nereye bakıyon, yarrak mı var orda ???

20 Ağustos 2010 Cuma

17 Ağustos 2010 Salı

Finish

Vee vee veee. Uzatmaları oynanan bi sevdanın, bir aşkın, bir dostluğun, bir arkadaşlığın dün akşam son düdüğünü mecburen çalmak zorunda kaldım, kaldık. Anladımki dahada uzatıp can sıkmak, karşımdakini üften püften muhabetlerle kapışma noktasına getirmek, yada ne bileyim okadar çok şey varki bu yaşanmamışlıklar ormanında, zor oldu gözümü karartıp bunları ona, içime sarmaşık gibi dolanan birine söylemek. Haa diyebilirdim, " seni seviyorum, bundan sanane diye ". Olan her türlü bana olurdu, zaten yine bana olacakta ilk değil çünkü. 2 gün, 3 gün sonra herkez hayatına kaldığı yerden devam eder. Çok ciddiyim herşey okadar soğumuştuki, hortladı. 2 haftadır siktirolup gittiğini sandığım şey hortladı. Bunu benmi yaptım ? Hayır. Kendime bu kötülüğü yapmıcağımı çok iyi biliyorum. Neyse olan oldu. İçi rahattır şuan, gerçekten istediği buydu, herşeyi ona yıkmıyorum ama istediği buydu. Hoşçakal dedik, hoşçakalalım dedik ve en kötüsü helalleştik. Hayatımda en çok istediğim kişi ile helalleştik, deli gibi aşık olduğum kişi ile helalleştik, yanında olduğumda bambaşka bi boyutta olduğum kız ile helalleştik. Kapattık birbirimiz, yokuz artık, kimse kimsede yok. Yaşadığım şeyi 2. defa yaşadım bu sabah, bugünde ruhum çırılçıplak uyandı, üzerimde bastıran o ağır hissiyatla. Uzun uzadıya yazmaya gerek yok artık. Bir daha bu konuyu buraya yazmam bitti diyordum, sanırsam bu son. Ne gelirse sanmaktan geldi ya başıma. Beni sevmeyen, beni sevemeyen, beni ne yaparsa yapsın sevmiyeceğini söylesede, ta en başından ben bunların hepsinin farkındadım, bile bile ben isteyerek oldu bunlar. Sevemezdi beni sevmedide, sevmeye çalıştım dedi o gerçekten en klasik masal, en gerçeği ise sevemem seni işte. İşte sormadığım soramadığım iki soru var sadece kafamda cevaplanmayan. Niçin sevmeye çalıştında sevemedin, neden sevemeyeceksin diye. İşte bunların cevabı yok. Zaten aşık olan birine başkasını sevdiremezsin, Neyse neyse neyse işte. Bi şey, kapandı işte dün gece. Belki bir şey değil, binlerce şey kapandı dün akşam. Kader filmi neyin ne olduğunu çok güzel anlatmıştı bana, anlamak istememiştim. Hele o, Herkezin inandığı bir şey vardır şu amına koydumun hayatında benimkide sensin ne yapayım sözü. Başıma dank eden balyozlar o akşam, filmin şarkısı seni yar ederim ellere seve seve falan. Filmin konusunla pek yaşadıklarım örtüşmesede, o filmde ben vardım, o da vardı, oda vardı. Burda çok yazdım şarkıları birebir yaşadım diye. Özcan Denizin söylediği, Niran Ünsalın daha güzel söylediği, Haktan'ın ise bambaşka boyutlara götürttüğü Nasip Değilmiş şarkısını meğersem yazmaya ben başlamışım. Dün akşam bitirdim o şarkıyı. Üstüme işledi. Çok kullanırdık zaten nasip değilmiş sözünü. Şarkıyı buraya yazmama gerek yok, şarkının son dizeni yazayım yeter. Son dizesi işte dün akşam yazıldı;
rahat uyu yar sana hakkımı helal ettim
O güzel şarkıda benim gibi bitti işte dün akşam. Zamanla neler olur bilmiyorum artık, kafam göt gibi. Sikeyim yani cidden sikeyim. Ne güzel toparlanmıştım, dağıldım yine etrafa. Toparlanmam uzun sürecek gibi, anasını sikeyim.
Diyecek hiçbirşeyim yok, diyeceklerimi dün akşam dedim, aslında diyemedim, demiş kadar oldum. Ağzımı bozmak istemiyorum buraya yazarak. Yayında ve yapımda emeği geçen herkeze grazie, grazie, grazie. Nokta, bitti, sanmıyorumdur işallah. Resme gelirsek, kasti yapılmış bi faul, ve kırmızı kart, bayan hakem memedi artık sonsuza kadar oyundan attı. Formasını çıkarttı, eline alarak sahayı terkediyor, 3, 5 kişinin alkışı arasında.

10 Ağustos 2010 Salı

Güzelsin, Güzelsin, Güzel #3

Ne menem birşeysin sen Zooey yaa.

7 Ağustos 2010 Cumartesi

2 Resim

İlk resim 2002'den kalma Fenerbahçe - Panathinaikos, UEFA maçından. İstanbul'a her fırsatta İstanbul demeyip Konstantinopoli diyen Yunan'lılara inat açılan pankart. Avrupa sahnesinde en kapak edici olaylardan biridir bu gözümde. Rakipleri şimdi PAOK. PAOK'un açılımı Panthessalonikeios Athletikos Omilos Konstantinoupoliton. Yine bir Konstantinapolis olayı daha olurmu olur. Pankartta yeniden canlansın.
2. resmimiz Galatasaray'ın Avrupa Ligindeki rakibi Karpaty Lyiv'e ait forma tanıtımından. Forma reklamına bakmak yeterli.

TFF Süper Kupa 2010 Bursaspor - Trabzonspor

Finalin adı mottosundaki gibi gerçekten " Anadolu şampiyonlarının dev finali ". Zaten maçın oynanacağı stadda dev mübarek. İstanbul'da oturuyor olsaydım bu maç tabikide hayatta kaçmazdı. Akşama zevkli bir maç olursa çok güzel olur. Şöyle sezon öncesi, şu sıcak havalarda full atraksiyon bir karşılaşmaya kimse hayır demez sanırsam. Şimdilik kadrolar, akşamada maçı yazarız.

Bursaspor
Ivankov
Ali Tandoğan
Ömer
İbrahim
Vederson
Ozan İpek
Volkan
Ergiç
Bataja
Sercan
Turgay

Trabzonspor
Onur
Cale
Glowacki
Egemen
Serkan
Selçuk
Ceyhun
Colman
Yattara
Alanzinho
Umut

Flaş flaş flaş; Tranzonspor sonunda transfer yaptı. Metalist'ten Jaja'yı aldılar. Bakalım kaç Trabzonlu taraftar bu işten memnun, yada bakalım nasıl bir performans gösterecek.

Avrupa Ligi Play - Off


Paris Saint-Germain FC (FRA)Maccabi Tel-Aviv FC (ISR)
Bayer 04 Leverkusen (GER)SC Tavriya Simferopol (UKR)
PFC CSKA Moskva (RUS)Anorthosis Famagusta FC (CYP)
HNK Hajduk Split (CRO)FC Unirea Urziceni (ROU)
Feyenoord (NED)KAA Gent (BEL)
KRC Genk (BEL)FC Porto (POR)
Debreceni VSC (HUN)PFC Litex Lovech (BUL)
Aris Thessaloniki FC (GRE)FK Austria Wien (AUT)
Galatasaray AŞ (TUR)FC Karpaty Lviv (UKR)
US Città di Palermo (ITA)NK Maribor (SVN)
Club Brugge KV (BEL)FC Dinamo Minsk (BLR)
AC Omonia (CYP)FC Metalist Kharkiv (UKR)
SC Vaslui (ROU)LOSC Lille Métropole (FRA)
SSC Napoli (ITA)IF Elfsborg (SWE)
Sporting Clube de Portugal (POR)Brøndby IF (DEN)
Grasshopper-Club (SUI)FC Steaua Bucureşti (ROU)
Liverpool FC (ENG)Trabzonspor AŞ (TUR)
Celtic FC (SCO)FC Utrecht (NED)
Borussia Dortmund (GER)FK Qarabağ (AZE)
AIK (SWE)PFC Levski Sofia (BUL)
SK Sturm Graz (AUT)Juventus (ITA)
Getafe CF (ESP)APOEL FC (CYP)
Dundee United FC (SCO)AEK Athens FC (GRE)
AZ Alkmaar (NED)FK Aktobe (KAZ)
FC Dnipro Dnipropetrovsk (UKR)KKS Lech Poznań (POL)
SK Rapid Wien (AUT)Aston Villa FC (ENG)
PFC CSKA Sofia (BUL)The New Saints FC (WAL)
Beşiktaş JK (TUR)HJK Helsinki (FIN)
ŠK Slovan Bratislava (SVK)VfB Stuttgart (GER)
FC Sibir Novosibirsk (RUS)PSV Eindhoven (NED)
FC BATE Borisov (BLR)CS Marítimo (POR)
FC Lausanne-Sport (SUI)FC Lokomotiv Moskva (RUS)
Győri ETO FC (HUN)NK Dinamo Zagreb (CRO)
Odense BK (DEN)Motherwell FC (SCO)
PAOK FC (GRE)Fenerbahçe SK (TUR)
Villarreal CF (ESP)*FC Dnepr Mogilev (BLR)
FC Timişoara (ROU)Manchester City FC (ENG)

Şampiyonlar Ligi Play - Off

Şampiyonlar Kurası

Salzburg - Hapoel Tel - Aviv
Rosenborg - Kobenhavn
Basel - Sheriff
Sparta Praha - Zilina
Partizan - Anderlecht

Lig Kurası

Young Boys - Tottenham Hotspurs
Braga - Sevilla
Werder Bremen - Sampdoria
Zenit - Auxerre
Dynamo Kiev - Ajax

Arupa Ligi Play-off'ları

Bir hüsran, bir beşlik ve bir trivela ile artık 2. kupada 4 takımız. Young Boys'un Lugano'suz dandik bir görüntü veren Fenerbahçe'yi elemesi maçı izleyen Fenerbahçe'li taraftarları hiç şaşırtmadı bence, ki öylede yani. Birde şu kırmızı kart olayını seriye bağladılar, nasıl desem bilmiyorum.
Mecidiyeköy'deki ilk maçta çok rahat oyuna rağmen sadece 2 pozisyon verip maçı 2-2 bitmesini sağlayan Galatasaray, Belgrad'da bu sefer işi biraz daha ciddiyete alıp 5-1 ile bitirdi.
Biranın doğum yeri(miş) Plzen karşısında heryerinin öpmek zorunda oldukları Hakan'ın panterliği sayesinde ilk maçta avantajlı dönen BJK, İnönü'de harika gollerle turladı zaten. Quaresma'nın dışı ve Holosko'nun içi bu sıcak havada bu goller güzel oldu yeğenim dedirten cinstendi velhasılkelam.
Okey'in 4.sü Trabzonspor oynamadan geldiği Play-off'a keşke oynayıpta gelseydik, başkası çıksaydı demiştir. Süper bir direnç yada ne biliyim kendinden üstün bir oyun olmadığı sürece Trabzonspor yine son bilmemkaç senede olduğu gibi ilk maçta veda edecek gibi. Okuyan Trabzonlu varsa eğer kusura bakmasın, keşke elese Bordo-Mavi, ama rakip Liverpool boru değil.
Şimdi rakiplerin inciğini cinciğini çıkarıp, yok kadroda bunlar şunlar, istatistik hesabına girip hiç copy+paste işine girmek istemiyorum.
Galatasaray'ın rakibinden başlayalım ufaktan bitirelim. Tanımıyorum, Tromso veya Helsingborg olabilir, ciddiye alındımı tamam. Çok süper değerlendirme oldu :)
Beşiktaş; Pes'ten tanıdığımız takım Helsinki. Elenir, çok güzel elenir.
Fenerbahçe; Şimdi olay Fenerbahçe diye ahkam kesmiyeceğim. Geçen yılki Lille, önümüzdeki daha soğumamış Young Boys, AZ Alkmaar ve Zaragoza maçı vs. Bu takımların bütün ortak özelliği benim gözümde Fenerbahçe'den hep 2, 3 kademe alt kuvvette olmaları ve maçların kağıt üzerinde zevkli geçiçeğine dair kuşku uyandırmaları. Sonuçta elenen hep Kadıköy'lüler olmuştu. Şimdi sırada PAOK var. Aynı duygu içimde yine var, hayırdır işallah.
Trabzon'a gelecek olursak eğer, üzülmeye değmez gidin Torres ve Gerrard görün, anı yaşa.

6 Ağustos 2010 Cuma

k.i.

hacivat adamlar zülfikar kemiğiyle lades tutuşurdu
denize kusarlardı; yosun tutuşur, karides tutuşurdu
elele tutuşurduk, kimse susmazdı, susmak olmazdı
istanbul’da bir asit şişesi kırılırdı
bir çocuk kapıyı açıp laciverde girerdi
dudaklarından öperdim, başım derde girerdi
ve bir ayna şarkı söylemeye başlardı olduğu yerde
örneğin sarıyer’de: Bir börekçi aniden küçümsenirdi
çay bardaklarıyla asya’nın en eski haritası çizilirdi
seni düşlerdik tüm belleğimizle
acı çizilirdi, et çizilirdi, kafatası çizilirdi!

bir vapura binerdik, yüzümüz üstümüz limon ağacı
her iskele biraz daha uzak, her aşk biraz daha latince
iki parmak daktilo yazar gibi kopuk kopuk
iki sözcükle gözlerine yazardım kendimi
acemice!

ve bayram harçlıklarımı, açlıklarımı düşürmüş olurdum böylece!

sen ise
gençliğini, hep çocukluğunu düşürmüşsün
diyelim gece, diyelim alelacele yalnızsın
diyelim ki oturup beni düşünmüşsün
ağlamışsın gride biraz siyah, biraz beyaz arar gibi
yeşilde mavi yok oysa, sarı hiç yok!
beni düşünmüşsün saçlarını akordeonlarla tarar gibi
küçücük bir kız gibi
küçücük bir delikanlı gibi
küçük bir yaradaki büyük bir kabuk gibi
büyük bir yaradaki küçük bir kabuk gibi
kanar gibi, kanatır gibi, birlikte kanar gibi beni düşünmüşsün!

ecel olur gelirim sana artık adressiz bir zarf gibi
zarfı yalayıp kapatırken dudaklarımı kağıtla keser gibi
çünkü ben orda celladım, biraz katil
seri haldeyim sana, paralel haldeyim
bütün suçlar üstüme yıkıldı, hataların altında kaldım
hayatım hayatına düşüp patlamayan
hayali bir bomba gibi!

k.i.

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Rengi Başka, Tadı Başka

Aşırı derecede isteksizlik, fazlasıyla hemde, o şekilde gittim. Salaklık bir nevi dersek cuk oturmanın en güzeli olur. Yolda içime doğdu zaten bütün sinirim gidecek yerine anlamsız okadar çok şey geleceği. Gitti ve geldi yani bu doğanlar. Ama bu gelenlerin nası bir duygu olduğu daha hala anlayabilmiş yada adlandırabilmiş değilim. Ama illaki kendime biraz dokundurmak isteyecek olursam, olmuyorsa zorlamayacaksın, olay bu. Çünkü istediğim bu değildi, rengi başka, tadı başka. Kurtarılcaklar vardı, onun için gittim, gönül olsun diye. Kurtarıldımı kurtarılacak olanlar, inan umrumda değildi ama Allah belamı versin diyerek kapatıyorum bu konuyu bu blogda.

edit: canım sıkıldı aq. gene burdayım.

1 Ağustos 2010 Pazar

29 Temmuz 2010 Perşembe

Ali Sami Yen

"Amacımız ingilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme sahip olmak. Türk olmayan takımları yenmek. "

Temmuz

Yaz mevisimi candır , candan yakındır .
Çalışırsın seyahate gidersin .
Öğrencisindir okullar tatildir .
Çocuksundur mahalle maçı olur ,
Kadınsındır kendini gösterirsin ...
Evlenirsin balayına gidersin
Bekarsındır alayına gidersin yazın .
Çocuğun erkek olur sünnet olur
Kızın nişanlanır mutlu olur yazın ...
Sıcaktır , denizdir , tişörttür yazın .
Yazın ferahlamaktır ,
Kışın kasvetini üzerinden atmaktır yazın .
Bir sahil kasabasında sabah kahvaltısıdır .
Mangalın yanındaki rakıdır yazın ...
Herkes çiçekli elbiselidir
Şortu olanların herşeyi yazın
Boğazlı kazağın esamesi okunmaz
Boğazda çay içmenin önsözü yazın ...
Caddede tabureyi dışarı atarsın sigaranı yakarsın .
Yasakları yasaklarsın , soğuk bira gibidir yazın ...
Gece nöbetinde üşütmez yazın
Sabah kalktın mı heryer aydınlık yazın ...
Şampiyon olursun sevinirsin yazın .
Şampiyon olamazsın umutlarını taşırsın yazın .
Transferi beklersin , bir ümit gelecek mi dersin .
Dünya Kupası , Avrupa Şampiyonasıdır yazın .
Kamp notlarındaki yıldızlardır yazın ,
Bu sene şunun senesi olacaktır yazın .
Yeni teknik direktör , yeni futbolcular
Yeniye dair ne varsa heyecandır yazın .

Herşeyiyle yazın güzeldir , iyidir , hoştur da ...
Temmuz senin gelmişini geçmişini s.kiyim ...


*ters manyel blog

Yeni Bursaspor

Anadolu'dan şampiyon, diye haftalarca inledi ortalık. Acaba şampiyon çıkacakmıydı, 5. büyüğümüz olcakmıydı. Fenerbahçe sağolsun tarihinde yaptığı 2. aptallık sonucunda Bursa'nın önünü çok güzel açmıştı. Bursaspor şampiyon olmuştu ama, o akşam ve haftası şampiyonluk kadar, Fenerbahçe'li taraftarların yaptıkları konuşulmuştu. Ertesi gün ise bazı spor gazeteleri, ki artık bunlara bazı demek istiyorum çünkü birbirlerinden hiçbir farkları kalmadığını görüyorum artık. Bazı spor gazeteleri Şampiyon'un haberini normal bir şekilde gazetenin alt tarafına iliştirirken, manşetten Fenerbahçe'yi verir dururdu. Yani bu olayla anladıkki, Bursa ülkeye şampiyon olmamış, kendi kentine ve taraftarlarına şampiyon olmuş. Gazetelerde bile o ilk ay tam sayfa ayrılan takım şimdi sıradan takın statüsüne geri döndü, dün gördüm cidden üzüldüm. Dün akşamda formalarını tanıttılar. İstanbullular'ın yeni forma tanıtımları aylar öncesinden car car bağırılırken, Bursaspor'un tanıtımı ise habersizde olmaz bu işler ama kimse bilmeden, kimseye haber vermeden yapılmış bişi gibi oldu. Bursaspor'un sitesine rastgele girmesem, haberim yok. Diyeceğim şu ki, seninde modan geçti Bursaspor, biz istemedik, başkaları öyle istedi. Forma konusuna ise anca gelebilirsek, sanırsam 6 tane forma var. Yeşil, beyaz, Celtic, Ajax, Turuncu ve çubuklu. Gözlerim bozulmadıyla gerçekten 6 forma. Ohannes diyorum.

*dünden beridir devam eden son hızla edit : teksas.org forumlarında formaları beğenen çok nadir haklılarda yakışmamış yani, sokakta satılanlardan farkı puma logosu.

Şimdiiii

Olayımız gerizekalı bir olay olduğu için resmide aynı o şekilde seçmeyi uygun buldum özür dilerim. Malumunuz konumuz 29. Çok olmuştu buraya uğramayalı. Uzun zamandır tarifeli uçağa binip gitti sanar olmuştum içimde meğersem gitmemiş gider gibi yapmış sanırsam. Kendime acayip derecede sinirliyim, yada hislerin çalkışması olayı var gibi içimde. Çoktandır iplemediğim konu, rahatım dediğim konu, meğersem fazla konuşmamaktan kaynaklanıyormuş. Klavye başına bir geçtik, bir denk geldik yani buzlar çözüldü sanki. Neleri atlatmadımki ben, bunuda elbet bir gün ama çabuk olursa iyi olacak artık. Şimdi işin asıl tav edici kısmına gelirsek, arkadaşlığımızı kurtaramazmıyız sorusuna ithafen, biz neyizki neyi kurtaralım cevabı. Hayır yalanda değil, arkadaşız biz, daha fazlası olamadık olamayızda. Bunu sen istemiştin mecburen bu yani. Ve bu kelimeye ithafen dökülenler aynen şöyle yolun karşı tarafında. Aynen şöyle;
Facebook'taki not,
--- Adam sordu: En sevdiğim olur musun?
Kadın dedi ki: olmaz sadece dostumsun...
Adam, soruya soruyla karşılık verdi: Peki, ya ben senin
hayatımın en güzel en anlamlı en çok yakışan insanı olmanı hiç bir şeyi
istemediğim kadar çok istediğimi söylersem, Ya senin o olduğunu ta
yüreğimde hissediyor ve adının adımla anılmasını hiçbir şeye değişmem
dersem yine dostluğumu mu seçersin?
Kadın ise sadece sustu ve ağladı...
Adama da gitmek kaldı...
Msn iletileri,
--- düştüğüm hallere bak...yuh bana!!!
--- düştüğüm hallere bak...inanamıyorum!!!
--- gücüme gidiyor kurduğun cümleler,düştüğüm hallere inanamıyorum!!!

Haa bu yazılanlar bana veyahut bir başkasına, ki açıkcası gram sikimde değil belirtmek gerekirse. Bunları okursun yada okumazsın bilemiyorum artık. Ayrıcana buluşup konuşmak, dostluğumuzun kurtulması falan ne bileyim abes geliyor bana, gerçekten biz neyizki biz neyi kurtaralım. Yada daha abes olmak gerekirse sen bana yar olmadın, dost nasıl olacaksın.
Kusura bakma 29 çok sığ beyinliyim, gerçekten aşırı derecede hemde, ama bu sana göre öyle, inan bana. Ben her zaman senin iyiliğini istedim, söyledim ve sen beni bir kez olsun sikleyip dinlemedin yada dediğin gibi bana aksedemedin bunları. Çok kez dayak yemekten beter ettin, yolun açık olsun deyip yol verdin, dost gibi hiçbir şeyi kopartıp gidemedim. Belki bunu içimdeki aşk yaptı ama,( ister inan, inanma umrumda değil ) ben senden daha dosttum güzel yüzlüm.

Yeller Esiyor

Bayrak adamlık gerçekten zor zanaat. Gün gelir siktirgit der gibi yapıp yollarlar. Birisi Schalke'de imzasına gelen 2bin kişiyle diğeri Dolmabahçe'de imzasına gelen 15bin kişiye 3'lü çektirmekte. Hayırlısı neyse o olsun derler ya, aynen o olsun işte.

Yeni Forma Zırıltıları

Parçalı, Arslan ve Mercan yada nam-ı değer 2289. Formaların nasıl olacağını biliyorduk az çok, hep girip zevkle okuduğumuz bloglar sağolsun. Parçalıyla başlayalım yazıya, aslında başlanılcak birşeyde yok, geçen yılki parçalı aynen devam yani. Çoğu yerde yazdığı gibi hemfikir olduğum konu var şu parçalı hakkında. Galatasaray forma tarihindeki en kötü parçalı. Bana göre şahsen en güzel parçalı eveli sezon giyilen parçalı. Hani kavgalı derbinin sezonu diyeyimde ayıksın millet. O parçalıdan daha güzel bir parçalı çıkmadığı takdirme forma almam, ki birde 92 lira yeni formalar, parçalı hariç. Lütfen indirim, her sezon bindirim yapmayın, lütfen. Ligin 2. yarısında TT Arena'ya geçince, Ali Sami Yen stadı anısına çubuklu forma giyilecek, yani ocak gibi yeni forma çıkacak. Yazı başında dediğim gibi işte bloglardan öğrendiklerimiz bunlar. ASY'nin ilk açıldığı zaman Galatasaray'ın giydiği o sezonki çubuklu formaya ithafen yani. Şöylede bir saçmalık söz konusu aslında. Madem ASY anı forması, neden TT Arena'ya geçince? Barcelona Camp Nou'nun 50. yılı için eveli sene anı formasını giydi, Arsenal Highbury'de son sezonunda o stadda giyilen ilk Arsenal formasının modernize halini giydi, yani formalar o stadlarda giyildi. Niçin bizimkisi ASY değilde TT Arena'da yani. Kabul edin gerçekten bir iş yapmak istiyorsunuz ama bi bokta düzgün beceremiyorsunuz, gerçekten böyle yani. Birde işin şu kısmı var. Kimi insanlar ne gördüklerini aslında göremezler. Çoğu kişi böyle, bu durumda yani. Parçalı formadan bahsediyorum hala. Kimisi hala üstüne basıla basıla söylenmesine rağmen;
- aa parçalı formaya bak geçen yılki gibi yapılmış ne gerek vardı aynı tip yapılmasına,
- üzerinde ince detaylar var,
- yeni parçalı çok güzel olmuş,
vede aslında en güzel tarafıda gerizekalı Fotomaç gazetesinde bulunmaktadı bugün. Parçalıyı yeni çıkarılmış gibi lanse etmişler. Küfür yazacaktım ama vazgeçtim.

Arslan formaya geçelim. Aslan değil Arslan, dikkatinizi çekeyim hemen, uzatmadan resmi sitenin açıklamasını copy + paste sayesinde aktarayım;

" Galatasaray Spor Kulübü yıllardır Türk Sporuna önemli katkılar yapmakta ve her spor branşında “ ARSLAN” lakabıyla adını en iyi şekilde temsil etmektedir. Bu formamızı ARSLAN FORMA olarak adlandırmamızın sebebi 1916 yılından 1936 yılına kadar 20 yıl aralıksız ve 268 kez Galatasaray için sahalarda yer alan ve 10 yıl boyunca kaptanlık bandını taşıyan Arslan Nihat olarak anılan Nihat Bekdik tarafından bize kazandırılan simgedir.

12 yaşında, Galatasaray Lisesi öğrencisiyken genç takımda forma giymeye başlayan Nihat Bekdik futbolla sınırlı kalmadı; atletizm, yüzme, binicilik ve kürek sporu da yaptı. Üç adım ve yüksek atlamada Türkiye rekorlarının da sahibi olan Bekdik, yüzmede rekorlar kırmış, binicilik alanında da kendisini göstermiş bir sporcuydu. Atlantik Okyanusu’nu aşan ilk Türk yelkenlisinde yine O vardı. "Arslan" isimli yelkenlisi ile yelken yarışlarındayken, Boğaz’ı yüzerek geçme yarışlarında da şampiyonların arasındaydı.

Bekdik’e Arslan unvanı, mücadeleci futbolculuğundan dolayı seyirciler tarafından verildi. Arslan Nihat 'ın öğrettiği Galatasaraylılık ruhu, Baba Gündüz’ den Turgay Şeren’e ve Metin Oktay’a kadar devam edip günümüze kadar ulaştı.

Rivayete göre kaptan olarak sarı kırmızı takımda oynadığı yıllarda eşofmanının yakasına taktığı arslanlı bir rozet, zamanla ARSLAN kişiliği ile bütünleşti ve onun ardından tüm futbolcular yakalarına aynı rozeti takmaya başladı, Galatasaray’ımızın ARSLANLAR diye anılmasına vesile oldu. “Arslan Forma”mızla, sporcu, mücadeleci ve örnek kaptanımızı minnetle anıyor, gücümüzü simgeleyen bu formamızı Arslan Nihat’a ithaf ediyoruz. "

Yani neymiş, buymuş, anlamış olduk bunu buradan. İnce özelliği geçtisek görünen detaya dalalım. Aslında daha formaları dünya gözüyle görmeden ellemeden bunları yazmak aslında içime sinmiyor ama yazmamakta sinmiyor. Elleşip koklaşıncada yazıcam zaten buralara. Formanın arkasından başlamak istiyorum. Yeni fontlarımız hayırlı uğurlu olsun ilk önce. Forma arkasında numaraların yeri ilk bakışta Galatlar logosunu andırmakta. Değil ama o gibi sanki, madem yaptınız böyle bir güzellik üst kısmı neden düz tutmuşsunuzda neden ortasının ucunu siriltip Galatlar logosunun aynısını yapmamışsınız ey aklı selim, kafası çok çalışıpta o dizayn ekibinin başına geçmiş insanlar, ama gerçekten aklınızı mantığınızı sikeyim, please ;)
100. yılımızda umbro salağı vardı başımızda. Ozamanlar şimdiki gibi ultrasüpersonik sade güzel formalar yapmıyorlardı. Herkez büyük merakla 100. yılımızdaki formaları bekliyordu. Puma'nın Beşiktaş için yaptığı 2 harika 100. yıl formasından sonra neden bizimkide öyle güzel olmasın diye düşünüp dururken, umbro önümüze çubuklu forma çıkarmadımı. Ulan bu takım sarı kırmızı parçalı değilmiydi ezelden beri, ne alaka 100. yılda çubuklu. Aslında bu kadar yüklenmemekte yarar var. Bu kulübün forma kültürü hiç olmadı olmayacakta. Siz Fenerbahçe'nin Kadıköy'ü bırak deplasman maçlarında bile mümkün mertebe çubuklusundan vazgeçtiğini gördünmü? tabikide hayır, sanırım demek istediğimi okuyan arsa ki allah razı olsun o sensen eğer anlamışsındır. Yani konuya gelmek zorunda olduğumu hissetmek gerekirse 100. yıldaki o çubuklu umbro rezaletinden sonra ( ah be rahmetli Özhan başkan kusura bakma ama en kötü şeyler neden sende oldu ) adidas ile anlaşıldı ve devre arasında 100. yıl parçalısı çıktı. Asıl kuruluş renklerimizle bezeliydi o güzelim forma. Formanın ortasında logomuzdaki G ve S harfleri içinde ligde oynadığı yıllar yazılıydı, siyah renkliler normal sezonlarımız, kırmızyla yazılı olan tarihler ise şampiyon olduğumuz seneleri anlatmaktaydı ve asıl en güzeli G ve S harflerinin içinde Galatasaray'ın ilk kadrosunun resmi vardı. Ve bu güzelim formanın bu süper detayları üzerinde amına koydumunun avea'sının nal gibi reklamı duruyodu. Resim olduğu bile karamboleydi yani. İşte Arslan forma ile bu konunun 2 saatlik yazı sonucu bağlaması güzelim aslan motifinin aynı duygularla amına koydumunun Türk Telekom reklamıyla heba olması. Formaya dikkatlice bakın, uzun zaman sonra taraftarların çok sediği bir formanın nasıl ve ne halde sikildiğini göreceksiniz. Bunu yapan insanlar nasıl dizayn eder gram anlamıyorum artık. Formada güzelim aslana Türk Telekom tecavüzü var ya. Ama her halükarda tecavüzdende zevk almak zorunda olduğumuzu unutmayalım, en güzel formamız budur, ekmek yoksa pasta yiyin beyler.


Veeeee Mercan formamız. Pembeydi, somondu derken meğersem mercanmış formamızın adı. Hatta işi biraz daha ileri götürüp geçen yılki mor formaya giydirilen 2288 kılıfından yola çıkılarak bunada 2289 kılıfı giydirilmeye çalışılmakta, ki yemezler artık hemde bokunu çıkartmayın yani. Mercanmış, somonmuş falan pembe işte aq ne yani körmü bu insanlar. Geçen yıl mor forma ile başlayan garip renkli 3. forma anlayışı bu sene pembeyle devam etti ama seneye giyilecek yumuşak renk kalmadı sanırsam. Neyse ciddileşmek gerekirse hep dediğim gibi satış için çıkarıldı zaten bu formalar ama bu yazıda paso yazdığım gibi bu kulüpte bu işleri bu renkleri belirleyen kişinin gerçekten ta aq. Şu formaya baktıkça sinirleniyorum ya koskoca Galatasaray'ı her sezon siz taşşak geçirtmek zorundamısınız ki. Haldun Üstünel'in bile başkan olmamasına rağmen transferler sonucu başkandan önde olduğu için istifa ettirtiğinizi herkez biliyor ve bu böyle morla pembeyle devam edecekse tarihteki en rezil yönetim siz olacaksınız. Yarın Avrupa Ligi bilmem kaçıncı playoff turunda OFK Belgrad ile Ali Sami Yen'de maçımız var. Bu maça tabiikide parçalıyla büyük ihtimal çıkmayacağız, neden çıkalım biz Fenerbahçemiyiz, neden çıkalım bizde satış önde olduğu için gram forma kültürümüz yokki. Kesin pembeyle, pardon somonla, off amaan mercan formayla oynarız. Satılsın para lazım, renk önemli değil, arma yeter ama yetmiyor aq işte. Neyse kapatalım forma konusunu, elleyip görene kadar durulalım. Ama şu formada logonun yanındaki aslan kabartmasıda kelebek gibi duruyor abi ya, sevemedim, hazedemiyorum ben bu formayı. Yapanın, çıkartanın, pembe fikrini ortaya atanın ta ellerine sağlık.

* sabah gelen edit : demedimmi pembe formayla oynıcaz diye.

23 Temmuz 2010 Cuma

Paul

Ne kadar yalakalık etseler az, hayvancağızın dünyadan haberi yok ama Paul işte. Kesin milleti eğlendirmelik tahminlerle başladı sonradan Rıdvan gibi bi " gol olur " vari patlama sonu tüm dünya tanıdı. Milleti tur atlattırdı, galip getirdi, İspanya'yı şampiyon yaptı en nihayetinde. Eee mahçup duruma düşen İspanyollarda Paul'a Iniesta numaralı formayı hediye ettiler, ne yapacaksa artık hayvan. Şimdi sırada devlet töreniyle Paul'a vatandaşlık verilmesi ve yer yer üniversite panellerine katılarak fahri doktoralar verilmesi. Büyüksün Paul, aynı zamandada lezzetlisinde.

Nigel '' Die '' Jong

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Senide Sattılar Be

Seni satan yönetimin ta amına koyayım ben, diyecek gerçekten birşeyim yok artık. Allah'ınızdan bulun Adnan Sezgin ve diğerleri.

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Gözyaşı

Turnuva'nın en güzel top oynayan iki takımın mücadelesi vardı bu akşam. Gollerin güzelliği zaten bunun en güzel kanıtıydı. Muntari ve Forlan. Bozuk olan Dünya Kupasının sayılı güzel golleri bu maça denk geldiği için çok güzel oldu.
Forlan attığı golle Kingston'un sanki aklını başından aldı. Golden sonra gelişen pozisyonda yerinden kıpırdayamadı Kingston. Yatsın kalksın Suarez'in kaçırdığı gole dua etsin.
Bu gece 2 isim başrole çıktı, Oscar'ı birisi aldı. 1 dakika içinde nası cereyan etti bu işler, gerçekten büyük heyecandı. İçeri açılan ortanın yarattığı karambol, git gel yapan top, dakikanın 120 olması, çizgiden bir kez çıkarılması ve sonunda elle topun kesilip penaltı olması. Suarez kırmızı görüp çıkarken ağlıyordu. Gyan ise tam tersi. Gyan topa vurduğu an ise tam tersi oldu roller, daha yıkıcı halde. Suarez deli gibi koşturuyordu, Gyan ise resimdeki halde. Bütün bir ülkenin hayalleri belkide o an yıkıldı zaten. Çünkü dakika 120. Sözün bittiği yer bir nevi. Suarez'in yaşadıkları kimbilir neler hissetti. 120. dakikada penaltıya sebebiyet verdi ve gol yeseler bitti yani maç, ama kader. Penaltı yaptırdı son dakkada bir nevi takımın elenmesinin baş sorumlusu olurken, direğe nişanlanan top sonunda golü önlediği için o konuşuluyordur şimdi. Yanımda sıkıntıya girip elleri terleyen Cem'e selam olsun. " Diz is fıtbıl " koçum.
Gözyaşı mecburen oldu bu akşam. Mensah'ın kullandığı penaltınında bir izahı yoktur zaten. Son dakika hüsranına uğramış bi takım oyuncusu aksine bu kadar rahat penaltı kullanılmaz yani. Göstere göstere.
Abreu topa gerilirken Cem'e söyledim, bak dedim Panenka penaltısı kullanacak, der demez Abreu geldi öle kullandı penaltıyı, nası içime doğdusa artık hala anlamış değiliz.

Transferler Patlamaya Hazır Halde

Aslında geçen yıl ile beraber City'nin yaptığı transferler sonrası herkezin gözü City, Real ve Barça eksenine kitlendi bir yerde. Her transfer dönemi Real, Barça bu yaz kimleri alacak derken işin içine artık City'ide kattık. Araplar sağolsun bir tomar adam topladılar Manchester'in mavi tarafına ama geçen sezon değişmedi birşey, vaziyet hala aynı yerde. Bu yılda transfere hızlı girdiler, tabi oda şimdilik. Geçen hafta alınan David Silva'dan sonra küçük Toure'de City'li oldu. Sırada kimler var, kimler gelecek bilmiyorumda bu kadroyu artık oturtmaları lazım üst sıralar için. Şart yani.
Chelsea, Liverpool'dan Benayoun'u kadrosuna kattı, Ballack'tan boşalan yeri kapattı bir nevi. Ballack'ta kürkçü dükkanına geri döndü, Ballack'ın Ballack olmasını sağlayan Leverkusen formasını giyecek son zamanlarında.
Real sezon ortasında aldığı Canales ile sözleşme imzaladı. Rotasyon oyuncusu olacak ama geleceği parlak eğer kendini Mourinho'ya güzel kanıtlarsa. Mourinho dedikte, belki bu yaz Real yıldız transfer yapmasada asıl yıldız transferini kulubeye Mourinho'yu getirterek yaptı zaten, birde Di Maria'yı aldılar Benfica'dan. Dünya Kupası'nda şimdiye kadar birşeyler gösteremedi ama zamanla çıkar meydana foyası.
Arsenal kadrosundaki Senderos ve Fran Merida'yı başka takımlara sattı. Arsene Wenger bu adamlarda ışığı bence kesin görmedi yani birşey olmayacağını anladı o yüzden satıldılar. Şimdi Cesc Fabregas satılırsa demeyin bu adamdandamı ışık göremedi Arsene diye. Yüklü bonservise her adam satılır, ama konu Gunners içinde Cesc ise. Bordeaux'tan Chamakh'ı aldılar, ki artık bu adamın adaya gelmek istemesi kabak tadı vermişti, iyi oldu.
Nam-ı değer L'imperatore Adriano'da Brezilya rehabilitasyonundan sonra Çizme'ye geri döndü. Merak edilen soru düzeldimi, düzelmedimi ? Udinese'li Pepe milli takıma kadar yükselmesinin hediyesini Juve transferi ile aldı. Toni Genoa'ya bugün transfer oldu zaten, Maccarone Palermo'ya, yıllarıdr güzide basınımızın Galatasaray'a bir türlü aldıramadığı Simplicio'da Roma'ya geçti.
Valencia bu yıl borçlarından dolayı mecburen yıldızlarını yolladı. Sıradanlaşma yolunda büyük bir adım attılar yani!!! Villa, Silva ve Zigic satıldı, Soldado ve Mehmet Topal geldi. Baraja'da futbolu bıraktı. Elde kalan bi Mata var, oda nereye kadar dersek ki Mata'da satılabilir belki. Valencia sürünecek önümüzdeki yıl bence.
Adet yerini bulsun. Stoch Fenerbahçe'de, Quaresma Beşiktaş'ta, Adnan Sezgin'de Galatasaray transfer komitesi başında. Yeni Carrusca'lar bizi bekler.

Tarihten Bir Sayfa

Blog Widget by LinkWithin